Şiirin ismindeki kavramlar aslında metnin bütün şifrelerini içinde barındırır. Sürgün ülke ifadesiyle şair, içinde yaşadığımız bu fani dünyayı, yani dünya hayatını kastetmektedir. İnsanın cennetten yeryüzüne gönderilişini bir sürgün olarak tanımlar ve dünyadaki tüm acıların temelinde bu ayrılığın yattığını söyler. Başkentler başkenti ifadesi ise hem Peygamberimizin şehri olan Medine'yi hem de Allah'ın huzurunu, yani varılacak en yüce ve mutlak makamı temsil eder. Şair bu dünyadaki yalnızlığını, çektiği sıkıntıları ve hissettiği o derin yabancılık duygusunu asıl sevgiliye duyduğu hasretle açıklar. Senin kalbinden sürgün oldum ilkin dizesiyle başlayarak, hayatta karşılaştığı bütün zorlukların ve sürgünlüklerin aslında bu ilk büyük ayrılığın bir devamı olduğunu anlatır.
Bu eserde tamamen tasavvufi bir aşk anlatımı hakimdir. Şair beşeri ve geçici bir aşktan ziyade ilahi bir aşka yönelir. Dünya nimetlerinin, geçici heveslerin ve modern çağın karmaşasının insanı asıl yaratılış gayesinden uzaklaştırdığına inanır. Bütün günahlarından arınmak, içine düştüğü bu dünya sürgününden kurtulmak ve bağışlanmak için en sevgiliye büyük bir teslimiyetle yakarışta bulunur. Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır, ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır dizeleri, şairin Allah'ın takdirine ve ilahi iradeye olan o sarsılmaz inancını çok net bir şekilde gösterir. Bu dizeler şiirin ana temasını oluşturan tevekkül inancını en çarpıcı haliyle okura hissettirir.
Şiirin dil ve anlatım özelliklerine baktığımızda, serbest ölçüyle yazıldığını ancak kendi içinde muazzam bir ritim ve ahenk taşıdığını fark ederiz. Karakoç, zengin imgeler ve tekrarlarla okuyucunun ruhuna doğrudan hitap eden akıcı bir dil kullanmıştır. Şiirde bir yandan modern dünyada sıkışıp kalmış insanın bunalımı ve yalnızlığı anlatılırken, diğer yandan bu bunalımdan çıkış yolu olarak İslam inancının getirdiği umut ve ilahi teslimiyet duygusu işlenir. Sınavlara hazırlanırken bu metni değerlendirdiğimizde, şiirin dini ve mistik duyarlılığı ön plana çıkardığını, ilahi aşkı ve tevekkül inancını çok güçlü bir şekilde işlediğini ve modern Türk şiirinde geleneği yeni bir sesle dirilten muazzam bir eser olduğunu mutlaka aklımızda tutmalıyız.
SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa lâyık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lâmbalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leylâ dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin Belkıs’ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk cellâdından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Sezai KARAKOÇ