Demokrasinin temel değerlerinin benimsenmediği bir toplumda gerçek anlamda demokrasiden söz edilemez. Demokrasi sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve anlayışıdır. Temel değerler olan eşitlik, özgürlük, adalet, çoğulculuk ve hoşgörü benimsenmediğinde, demokrasi sadece şeklen var olabilir ancak işlevselliğini kaybeder.
Bu tür bir toplumda, bireylerin hak ve özgürlükleri korunmaz, farklı görüşlere saygı gösterilmez ve karar alma süreçleri adil bir şekilde işlemez. Çoğunluğun azınlık üzerinde baskı kurduğu veya bireysel hakların ihlal edildiği bir ortamda, demokratik bir yapıdan bahsetmek mümkün değildir. Ayrıca, demokrasinin temeli olan katılım ve şeffaflık ortadan kalkar; bu da toplumda güvensizlik, kutuplaşma ve çatışma ortamı yaratır.
Genel olarak, demokrasinin temel değerlerinin benimsenmediği bir toplumda demokrasi yalnızca bir kavram olarak kalır; uygulamada ise otoriter veya keyfi bir yönetim biçimi ortaya çıkar. Bu nedenle, demokrasinin sürdürülebilmesi için bireylerin ve kurumların bu değerleri içselleştirmesi hayati önem taşır.