Orta Asya’nın coğrafi yapısı ve iklim koşulları, ilk Türk devletlerinde özellikle taşınabilir sanatların gelişmesine zemin hazırlamıştır. Sert iklim şartları, kuraklık ve tarıma elverişsiz topraklar, Türklerin yarı göçebe bir yaşam sürmesine neden olmuştur. Bu yaşam biçimi, sanatta da pratik ve taşınabilir eserlerin öne çıkmasını sağlamıştır. Özellikle dokumacılık, halı ve kilim gibi el sanatları bu dönemde gelişmiştir. Halı ve kilimlerde kullanılan motifler doğadan esinlenerek tasarlanmış, hayvan figürleri, geometrik desenler ve semboller sıkça işlenmiştir.
Ayrıca, hayvancılıkla uğraşan Türkler, deri işlemeciliğinde ve hayvan figürleriyle süslenen eşyalar yapımında ustalaşmıştır. Göçebe hayatın bir parçası olan çadırlar ve at koşum takımları gibi eşyalar da sanatlarının önemli bir parçası olmuştur. At, Türkler için hem ulaşım hem de savaş aracı olduğundan, eyer ve at süslemeleri sanatsal açıdan zengin bir şekilde işlenmiştir. Bunun yanı sıra, kaya resimleri ve taş anıtlar da bu dönemde gelişen sanat dalları arasında yer almıştır. Kaya resimlerinde günlük yaşam, av sahneleri ve doğayla iç içe bir yaşam biçimi anlatılmıştır. Taş anıtlar ise yazıtlarla süslenmiş ve tarih boyunca kalıcılık sağlamak amacıyla yapılmıştır.
Bu nedenle, Orta Asya’nın zorlu coğrafi koşulları, Türklerin taşınabilir ve işlevsel sanatlar geliştirmesine neden olmuştur. Dokumacılık, deri işçiliği, kaya resimleri ve taş anıtlar, onların yaşam biçimlerini ve kültürel özelliklerini en iyi şekilde yansıtan sanat dalları olmuştur.