Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, aile ve evlilik kurumlarını doğrudan etkileyen önemli dönüşümlere yol açmıştır. Bu değişimler, hem ailenin yapısında hem de evlilikten beklenen roller ve sorumluluklarda farklılaşmalar meydana getirmiştir.
Öncelikle, kentleşme ve sanayileşmenin etkisiyle geniş aile yapısından çekirdek aileye geçiş hızlanmıştır. Bu durum, aile bireyleri arasındaki dayanışmayı zayıflatırken, bireyselleşme ve bağımsızlık kavramlarını ön plana çıkarmıştır. Aynı zamanda, kadınların iş gücüne katılımının artması, geleneksel cinsiyet rollerinin dönüşümünü sağlamış, evliliklerde daha eşitlikçi bir iş bölümü ortaya çıkmıştır.
Modernleşme sürecinde evliliğe yönelik beklentiler de değişmiştir. Geçmişte evlilik, ekonomik güvence ve toplumsal statü sağlama gibi işlevler taşırken, günümüzde daha çok duygusal tatmin, sevgi ve bireysel mutluluk üzerine odaklanmıştır. Bu değişim, evliliklerin dinamiklerini etkileyerek boşanma oranlarının artmasına ve evlilik dışı birlikteliklerin daha yaygın hale gelmesine neden olmuştur.
Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme de aile ve evlilik ilişkilerini etkilemiştir. Sosyal medya ve iletişim teknolojileri, bireylerin daha fazla etkileşimde bulunmasını sağlarken, aynı zamanda mahremiyet sorunları ve ilişkilerde güvensizlik gibi yeni gerilimler yaratmıştır.
Bununla birlikte, aile kurumu ve evlilik, toplumsal yapıdaki değişimlere rağmen, halen bireylerin duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılama işlevini sürdürmektedir. Ancak bu süreçte, geleneksel normlarla modern değerler arasındaki çatışmalar, aile ve evlilik yapılarında sürekliliği sağlamak için uyum gerekliliğini artırmaktadır.