Seçim sisteminin iki temel işlevi, temsil ve istikrar sağlamaktır. Temsil, seçmenlerin oylarıyla halkın iradesinin doğru bir şekilde yansıması anlamına gelir. Yani, her bireyin oyunun değerinin eşit olmasını sağlamak ve toplumun farklı kesimlerinin seçme hakkını eşit bir şekilde kullanabilmesini temin etmek önemlidir. İstikrar ise, seçilen hükümetin ülke yönetimini sürdürebilmesi için sağlam bir yapı oluşturmak, siyasi belirsizlikleri en aza indirmek ve yönetimde sürekliliği sağlamaktır. Bu iki işlevin birleştirilmeye çalışılmasında bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Temsilin ön planda tutulduğu bir sistemde, küçük partiler ya da gruplar daha fazla temsil edilse de bu durum genellikle hükümetin kurulumunda zorluklar yaratabilir ve istikrarı tehlikeye sokabilir. Çünkü çok sayıda küçük parti, koalisyon hükümetlerinin kurulmasını gerektirir ve bu da zaman zaman karar almayı zorlaştırabilir. Diğer taraftan, istikrarı sağlamaya odaklanmış bir sistemde, çoğunluk partisi güçlü bir şekilde yönetimi elinde tutabilir. Ancak bu durum, azınlıkların ya da farklı görüşlerin yeterince temsil edilmemesine yol açabilir. Yani, bu iki işlevin dengelemesi zor bir durum yaratır ve seçim sisteminde yapılan her değişiklik, bir yönü güçlendirirken diğerini zayıflatabilir.