Atatürk’ün ilkelerinden biri olan laiklik, Türkiye’nin modernleşmesinde ve toplumsal düzenin sağlanmasında büyük bir rol oynamıştır. Eğer laiklik benimsenip uygulanmasaydı, toplumsal yapıda ciddi problemler yaşanabilirdi. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını sağladı ve böylece dini baskılar olmadan herkesin özgürce inançlarını yaşamasına olanak tanıdı. Eğer laiklik uygulanmasaydı, dini farklılıklar toplumda ayrımcılığa yol açabilir ve toplumsal huzursuzluklar artabilirdi. İnsanlar, dini inançları yüzünden dışlanabilir, baskı altına alınabilir ya da ayrımcılığa uğrayabilirdi.
Ayrıca, laiklik sayesinde devletin yönetiminde dini etkiler azalmış ve bilimsel düşünce ön plana çıkmıştır. Eğer laiklik ilkesine uyulmasaydı, bilimsel gelişmeler ve eğitim alanında gerilemeler yaşanabilirdi. Din, toplumsal hayatın her alanını etkilemeye devam edebilir ve insanların düşünsel gelişimlerini kısıtlayabilirdi. Laiklik, aynı zamanda toplumsal eşitlik ve özgürlüğün teminatıdır. Din ve devlet işlerinin ayrılması, herkese eşit haklar tanımış ve bireylerin dini inançlarına saygı gösterilmesini sağlamıştır. Bu ilke uygulanmasaydı, toplumsal eşitsizlikler artabilir, bireylerin hakları ihlal edilebilirdi.
Laiklik ilkesinin benimsenmesi, Türkiye’nin modernleşmesinin temel taşlarından biri olmuş ve toplumda barış, eşitlik ve özgürlük ortamının oluşmasına yardımcı olmuştur. Eğer laiklik benimsenmeseydi, bu değerlerin sağlanması çok zor olurdu ve toplumsal yapıda büyük sorunlar ortaya çıkabilirdi.