Orta Çağ Avrupa’sında sanatın dinin etkisinde olmasını, dönemin toplumsal ve kültürel yapısı açısından oldukça doğal buluyorum. Çünkü Orta Çağ'da din, insanların hayatında merkezi bir konumda yer alıyordu ve kilise, sadece ibadetlerin yapıldığı bir yer değil, aynı zamanda eğitim, hukuk ve sanatın da merkeziydi. Sanat eserlerinde dini temaların ağırlıkta olması, halkın inançlarını güçlendirmek, dini hikâyeleri görsel bir şekilde anlatmak ve insanlara Tanrı’ya olan bağlılıklarını hatırlatmak amacıyla yapılmıştır. Özellikle kiliselerdeki freskler, heykeller ve vitraylar, okuma yazma bilmeyen insanlara İncil’den sahneleri anlatmak için önemli bir araç olmuştur. Ayrıca bu dönemde sanatçılar, eserlerini Tanrı’ya adanmış bir hizmet olarak görmüşlerdir. Bu yüzden sanatın dini bir amaç taşıması, dönemin ruhuna ve inanç sistemine uygun bir şekilde gelişmiştir. Dinî etkiler, sanatta bir rehberlik sağladığı gibi, sanatın toplum üzerindeki etkisini de artırmış ve sanatı hem estetik hem de manevi bir araç haline getirmiştir.