Uluslararası örgütlerin kuruluş amaçlarına gelirsek, aslında hepsinin temelinde yatan çok önemli bir neden var: iş birliği ve barışı sağlamak. Özellikle de II. Dünya Savaşı gibi büyük bir yıkımın ardından, ülkeler bir araya gelerek benzer felaketlerin tekrar yaşanmasını engellemek istedi.
Birleşmiş Milletler (BM) gibi örgütler, uluslararası sorunları diyalog yoluyla çözmeyi, anlaşmazlıkları barışçıl yollarla gidermeyi amaçlıyor. Yani, savaşmak yerine konuşarak, iş birliği yaparak sorunları çözmek öncelikli hedef.
Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) gibi bölgesel örgütler ise, üye ülkeler arasında ekonomik iş birliğini artırmayı, ticareti kolaylaştırmayı ve böylece refahı yükseltmeyi amaçlıyor. Bu da aslında dolaylı olarak barışa katkıda bulunuyor, çünkü ekonomik ilişkiler geliştikçe ülkeler arasındaki bağlar da güçleniyor.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi dini veya kültürel temelli örgütler de, benzer değerlere sahip ülkeleri bir araya getirerek dayanışmayı artırmayı ve ortak çıkarlarını korumayı hedefliyor. Bu tür örgütler de kendi içlerinde iş birliğini güçlendirerek, aslında daha geniş bir uluslararası iş birliği ortamına katkıda bulunuyorlar.
Yani özetle, bu uluslararası örgütlerin hepsi, farklı alanlarda ve farklı yöntemlerle de olsa, temelde aynı amaca hizmet ediyor: daha barışçıl, daha işbirlikçi ve daha müreffeh bir dünya yaratmak.