Bu cümle, mantıkta “geçerlilik” ve “doğruluk” arasındaki farkı çok güzel özetliyor. Mantıkta bir argümanın geçerli olması, sonuç önermesinin öncüllerden zorunlu olarak çıkması anlamına gelir. Yani, öncüller doğruysa, sonucun da kesinlikle doğru olması gerekir. Ama bu, sonucun gerçek hayatta da doğru olduğu anlamına gelmez. İşte burası çok önemli.
Örneğin şöyle bir argüman düşünelim: “Bütün kediler mor renklidir. Tekir bir kedidir. O halde Tekir mor renklidir.” Bu argüman mantıksal olarak geçerlidir. Çünkü öncüller doğru kabul edildiğinde, sonuç da zorunlu olarak doğru olur. Ancak hepimiz biliyoruz ki kediler mor renkli değildir. Yani sonuç yanlış. Bu örnekte sonuç yanlış olmasına rağmen argüman geçerli çünkü sonuca varış şeklimiz, yani mantık kurallarını uygulamamız doğru.
Sonuç yanlış olabilir, yani “doğru” olmayabilir, ama eğer sonuca varış şeklimiz doğruysa, yani mantık kurallarına uygun bir çıkarım yapmışsak, o zaman argümanımız “geçerli”dir. Başka bir deyişle, kullandığımız mantık kuralları doğruysa, öncüllerden sonuca gidişimizde bir hata yoksa, sonucun yanlış olması kullandığımız öncüllerin yanlış olmasından kaynaklanır.
Başka bir örnek düşünelim: Hava tahmin raporları sürekli yanılıyor ve yağmur yağacağını söylüyorlar ama hiç yağmur yağmıyor. Sonuç yanlış, yani yağmur yağmıyor ama hava tahmincilerinin kullandığı yöntemler, yani verilere bakarak çıkarım yapma şekilleri bilimsel ve geçerli yöntemler. Yani sonuca varış şekilleri mantıklı. Hata, belki de ellerindeki verilerin yetersizliğinden ya da başka faktörlerden kaynaklanıyor olabilir ama kullandıkları mantıkta bir hata yok.
Bence bu ayrımı anlamak çok önemli. Çünkü bazen bir konuda farklı sonuçlara ulaşabiliriz ama bu, mutlaka birimizin mantığının yanlış olduğu anlamına gelmez. Belki de farklı öncüllerden yola çıkıyoruzdur ya da farklı bilgilere sahibizdir. Önemli olan, sonuca nasıl ulaştığımız, yani mantık kurallarını doğru uygulayıp uygulamadığımızdır.