Bence metinde söylenenler büyük ölçüde doğru. Yani, bir şeyin kavramına sahip olmadan onu tam olarak anlayamayız veya "göremeyiz" diye düşünüyorum. Bu "görmek" kelimesini sadece fiziksel anlamda değil, zihinsel anlamda da düşünmek gerekiyor. Nasıl ki teleskop olmadan uzak yıldızları veya mikroskop olmadan mikropları göremeyiz, aynı şekilde belirli kavramlara sahip olmadan da bazı fikirleri, olayları veya durumları tam olarak anlayamayız.
Şöyle bir örnek vereyim: Diyelim ki daha önce hiç "demokrasi" kavramını duymamış birine demokrasiden bahsetmeye çalışıyoruz. Ona seçimlerden, oy vermekten, halkın yönetiminden bahsettiğimizde, muhtemelen söylediklerimizi tam olarak anlamayacaktır. Çünkü zihninde "demokrasi" diye bir kavram olmadığı için, anlattıklarımızı birbiriyle ilişkilendiremez ve bir bütün olarak kavrayamaz. Ancak ona demokrasi kavramını açıkladığımızda, yani ne anlama geldiğini, nasıl işlediğini anlattığımızda, o zaman anlattıklarımızı daha iyi anlayacak ve zihninde bir "demokrasi" resmi oluşacaktır. İşte bu, kavramların zihnimizi nasıl açtığını ve anlamamızı nasıl derinleştirdiğini gösteriyor.
Başka bir örnek de bilimden verebiliriz. Mesela, kuantum fiziği gibi çok karmaşık bir konuyu ele alalım. Bu konuyu anlayabilmek için "atom", "elektron", "enerji seviyesi" gibi birçok temel kavrama sahip olmamız gerekiyor. Bu kavramlara sahip olmadan, kuantum fiziğinin neyle ilgili olduğunu, nasıl çalıştığını anlamamız mümkün değil. Yani, bu kavramlar zihnimiz için adeta birer "teleskop" görevi görüyor ve çok küçük ve karmaşık dünyaları görmemizi sağlıyor.
Tabii ki, her şeyi önceden kavramsal olarak bilmemiz mümkün değil. Bazen yeni şeyler deneyimleriz ve bu deneyimler sonucunda yeni kavramlar geliştiririz. Örneğin, daha önce hiç görmediğimiz bir meyveyle karşılaştığımızda, önce onu duyu organlarımızla (gözümüzle, elimizle, burnumuzla) algılarız. Daha sonra bu meyveye bir isim veririz ve zihnimizde bu meyveyle ilgili bir kavram oluştururuz. Yani, bazen de deneyimlerimiz kavramlarımızı oluşturur. Ama yine de, bu yeni deneyimi anlamlandırabilmek için, daha önceden sahip olduğumuz bazı kavramlara ihtiyaç duyarız. Örneğin, "meyve", "tatlı", "yenilebilir" gibi kavramlara sahip olmadan, bu yeni meyveyi tam olarak tanımlayamayız ve anlayamayız.