I. Dünya Savaşı'ndaki gizli antlaşmalar ile Sevr Barış Antlaşması'nın şartları arasında büyük bir örtüşme var. Hatta Sevr Antlaşması'nın, bu gizli antlaşmaların bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu gizli antlaşmalar, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu nasıl paylaşacaklarına dair önceden yaptıkları planlardı ve Sevr Antlaşması da bu planların hayata geçirilmesi anlamına geliyordu.
Örneğin, metinlerde bahsettiğimiz Sykes-Picot Anlaşması, İngiltere ve Fransa'nın Ortadoğu'daki Osmanlı topraklarını kendi aralarında nasıl böleceklerini belirliyordu. Bu anlaşmaya göre, İngiltere Irak ve Filistin'i alırken, Fransa Suriye ve Lübnan'ı alacaktı. Sevr Antlaşması'na baktığımızda da, bu bölgelerin büyük ölçüde İngiliz ve Fransız mandası altına girdiğini görüyoruz. Yani gizli anlaşmada çizilen sınırlar, Sevr'de resmiyet kazanmış gibi.
Benzer şekilde, İtalya'ya Antalya ve çevresinin verilmesi de yine gizli antlaşmalarda kararlaştırılmıştı. Sevr Antlaşması'nda da bu bölge İtalyan nüfuz alanı olarak belirlenmişti. Yunanistan'a İzmir ve çevresinin verilmesi de yine benzer şekilde, önceden yapılan gizli pazarlıkların bir sonucuydu.
Tabii ki, savaşın gidişatı ve Rusya'da yaşanan Bolşevik Devrimi gibi bazı faktörler, gizli antlaşmalarda öngörülen bazı değişikliklere yol açmıştı. Örneğin, Rusya savaştan çekilince, Boğazlar ve Doğu Anadolu üzerindeki emellerinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Ancak genel olarak baktığımızda, gizli antlaşmaların Sevr Antlaşması'nın temelini oluşturduğunu ve bu iki anlaşma arasında büyük bir paralellik olduğunu söyleyebiliriz.
Hatta şöyle de düşünebiliriz: Gizli antlaşmalar, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak için yaptıkları "gizli plan"dı. Sevr Antlaşması ise, bu planın savaş sonunda "resmiyet kazandığı" ve dünyaya ilan edildiği bir belgeydi. Bu nedenle, gizli antlaşmalar olmadan Sevr Antlaşması'nı anlamak mümkün değil. İkisi birbirini tamamlayan ve birbirine bağlı olan iki olaydır.