I. Dünya Savaşı'ndan sonra yurdumuz işgal edilmeye başlanmıştı. Bu zorlu dönemde halkımız kendi imkanlarıyla direnişe geçmiş ve Kuvay-ı Milliye birliklerini oluşturmuştu. Kuvay-ı Milliye, vatansever halkımızın düşmana karşı gösterdiği büyük bir kahramanlıktı. Ancak, düşmanla topyekün bir mücadele için bu birliklerin yetersiz kaldığı durumlar vardı.
Kuvay-ı Milliye birlikleri, genellikle bölgesel olarak örgütlenmiş, düzensiz birliklerdi. Yani, her bölgenin kendi komutanı ve kendi kuralları vardı. Bu durum, koordinasyonu zorlaştırıyor ve düşmana karşı etkili bir mücadele verilmesini engelliyordu. Örneğin, bir bölgedeki Kuvay-ı Milliye birliği başarılı bir direniş gösterirken, başka bir bölgedeki birlik yetersiz kalabiliyordu. Ayrıca, Kuvay-ı Milliye birliklerinde askerî disiplin tam olarak sağlanamıyordu. Bu da, savaş taktiklerinin uygulanmasında ve uzun süreli mücadelede zorluklar yaratıyordu.
Düşmanın güçlü ve düzenli ordularına karşı, bizim de düzenli bir orduya ihtiyacımız vardı. Düzenli ordu, tek bir komuta altında, disiplinli ve eğitimli askerlerden oluşuyordu. Bu sayede, savaş taktikleri daha etkili bir şekilde uygulanabiliyor, lojistik destek daha düzenli sağlanabiliyor ve düşmana karşı daha güçlü bir cephe oluşturulabiliyordu. İşte bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Kuvay-ı Milliye'den düzenli orduya geçme kararı aldılar.
Düzenli orduya geçişle birlikte, askerlerimiz modern savaş teknikleri konusunda eğitildi, silah ve teçhizat konusunda daha iyi imkanlara sahip oldular. Tek bir merkezden yönetilen ordu, düşmana karşı daha planlı ve koordineli bir mücadele verdi. Bu sayede, Kurtuluş Savaşı'nda önemli zaferler kazandık. Örneğin, I. ve II. İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz gibi önemli savaşlar, düzenli ordumuz sayesinde kazanılmıştır.
Kuvay-ı Milliye'nin vatan savunmasında çok önemli bir rolü olmasına rağmen, düşmanla topyekün mücadele için düzenli bir orduya ihtiyaç vardı. Düzenli orduya geçiş, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında ve ülkemizin bağımsızlığına kavuşmasında hayati bir öneme sahipti. Çünkü düzenli ordu, disiplini, eğitimi, koordinasyonu ve modern savaş taktikleriyle düşmana karşı çok daha etkili bir güçtü.