61 kez görüntülendi
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kategorisinde tarafından

Durum çok korkunç bir hâl alıyordu. Yüz bin kişilik bir Yunan ordusu, bütün araç ve gereçleriyle, Ankara’ya gelmek istiyordu. Hatta Ankara’da bazı İngiliz subaylarına ziyafet vereceklerini söyleyerek onları davet etmişlerdi. Türk ordusu yirmi bin kişilikti. Ateş gücü Yunanlıların yarısından azdı, taşıma araçları çok kıttı, silahları derece düşüktü. Bu, son debelenmeydi. Ya son bir saldırıya geçmek ya da silinip gitmek gerçeği ile karşı karşıyaydık. Ankara’dan Sarıköy’e kadar küçük bir alan Türklerin elinde kalmıştı. Kömür hemen hiç yok gibiydi. Askerin ihtiyacı için kullanılan trenler odunla işliyordu. Vagonlarda oturacak yerler hep tahta, pencereler kırıktı. Her yer tahtakurusuyla doluydu. Her istasyonda orduya katılacak olanlar geliyor, kadınlar arkalarından koşuşarak ağlıyorlardı. Trendeki erkekler içlerindeki büyük kudrete karşın, pek de umutlu görünmüyorlardı. Yunanlıların yirmi bir uçağı vardı. Bizim bir uçağımız vardı; onun da benzini eksik, makinası bozuktu. Havacıların sadece getirdikleri haber değil, Yunan uçaklarına ve ulaşım kollarına yaptıkları saldırılar da son derece önemliydi.

Köy yolları karanlık, çamur içinde. Ay batmış gece yarısı oluyor. Bir subay beni Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhına götürdü. Mustafa Kemal Paşa, oturduğu koltuktan güçlükle kalkmaya çalıştı.

Çünkü kaburga kemikleri hâlâ ağrılar içindeydi. Mustafa Kemal Paşa’ya doğru, kalbimde gerçek bir saygıyla gittim. O kendi hâlinde odada, bütün gençliğin bir millet yaşasın diye ölmeyi göze alan kararını simgeliyordu. Ne saray, ne şöhret, ne herhangi bir kudret onun o odadaki büyüklüğüne yaklaşamaz. Gittim, elini öptüm.

25 Ağustos’ta savaş başladı. İlk günleri, Yunanlılar ufak tepeleri birer birer ele geçiriyorlardı. Mustafa Kemal Paşa onların Çal Tepesi’ni alıncaya kadar korkulacak bir şey olmadığını, fakat Haymana’ya girerlerse bizim de kapana tutulacağımızı söyledi. Fevzi (Çakmak) Paşa’ya Mustafa Kemal Paşa’nın evinin önünde rastladım. Onda zaferimize karşı o kadar büyük bir güven vardı ki bu insana umut veriyordu.

Bir hafta geçmeden Çal Tepesi düştü. Korkunç bir sessizlik. Mustafa Kemal Paşa’nın gözleri o gece anlatılamayacak kadar acı içindeydi. Kemalettin Sami Paşa kendisinden sayıca üç kat fazla, üç Yunan tümeniyle dövüşüyordu. Gece yarısı, Mustafa Kemal Paşa’ya telefon ederek cephane istedi. Fevzi Paşa ise Yunanlıların geri çekileceklerinde ısrar ediyordu. Fevzi Paşa’nın hakkı vardı. Ertesi gün Yunanlılar Haymana’ya saldıramayacak kadar yorgundular.

Okuduğunuz metinden hareketle Millî Mücadele sürecine katkıda bulunmuş hangi isimleri sayabilirsiniz?

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Metinde geçen isimler, o zorlu günlerde milletimizin bağımsızlığı için canla başla mücadele eden kahramanlarımız. Şimdi bu isimlere bir göz atalım:

En başta tabii ki Gazi Mustafa Kemal Paşa. Metinde onun karargâhından, zorlu koşullara rağmen gösterdiği azimden ve stratejik öngörüsünden bahsediliyor. Kaburgaları hala ağrıyor olmasına rağmen, milletin kaderini düşünmekten bir an bile vazgeçmiyor. Çal Tepesi’nin düşüşü karşısında yaşadığı acı, onun bu mücadeleye ne kadar büyük bir önem verdiğini gösteriyor. O, tüm gençliğin, yani milletin yaşayabilmesi için ölmeyi göze alan kararlılığın sembolü olarak anlatılıyor.

Sonra Fevzi Çakmak Paşa’dan bahsediliyor. Metinde, Mustafa Kemal Paşa’nın evinin önünde ona rastlandığı ve Fevzi Paşa’nın zafere olan büyük inancının insanlara umut verdiği anlatılıyor. Hatta bir noktada, Mustafa Kemal Paşa ile Fevzi Paşa arasında bir fikir ayrılığı yaşanıyor. Kemalettin Sami Paşa’nın cephane talebine karşılık, Fevzi Paşa Yunanlıların geri çekileceğini düşünüyor ve sonunda haklı çıkıyor. Bu durum, Fevzi Paşa’nın askeri dehasını ve öngörüsünü gösteriyor.

Metinde adı geçen bir diğer önemli isim ise Kemalettin Sami Paşa. Kendisi, sayıca kendisinden üç kat fazla olan üç Yunan tümeniyle savaşıyor ve gece yarısı Mustafa Kemal Paşa’yı arayarak cephane talep ediyor. Bu durum, Kemalettin Sami Paşa’nın ne kadar zorlu koşullar altında mücadele ettiğini ve cephedeki durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

Metinde ayrıca, isimsiz kahramanlardan da bahsediliyor. Örneğin, cepheye giden askerler, arkalarından ağlayan kadınlar, arızalı uçağıyla görev yapan havacılar… Bunlar, Kurtuluş Savaşı’nın sadece komutanlar tarafından değil, tüm milletin topyekûn mücadelesiyle kazanıldığını gösteriyor. Havacıların sadece haber getirmekle kalmayıp, Yunan uçaklarına ve ulaşım kollarına yaptıkları saldırıların önemi vurgulanıyor. Bu da, her bir bireyin, elindeki imkanlarla nasıl büyük bir katkı sağladığını gösteriyor.

Bu metinde Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak Paşa ve Kemalettin Sami Paşa gibi önemli komutanların yanı sıra, isimsiz kahramanların da Kurtuluş Savaşı’na büyük katkıları olduğu anlatılıyor. Bu isimler, milletimizin bağımsızlığı için verilen destansı mücadelenin sembolleri olarak tarihimizde yerlerini almışlardır.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...