114 kez görüntülendi
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kategorisinde tarafından

Durum çok korkunç bir hâl alıyordu. Yüz bin kişilik bir Yunan ordusu, bütün araç ve gereçleriyle, Ankara’ya gelmek istiyordu. Hatta Ankara’da bazı İngiliz subaylarına ziyafet vereceklerini söyleyerek onları davet etmişlerdi. Türk ordusu yirmi bin kişilikti. Ateş gücü Yunanlıların yarısından azdı, taşıma araçları çok kıttı, silahları derece düşüktü. Bu, son debelenmeydi. Ya son bir saldırıya geçmek ya da silinip gitmek gerçeği ile karşı karşıyaydık. Ankara’dan Sarıköy’e kadar küçük bir alan Türklerin elinde kalmıştı. Kömür hemen hiç yok gibiydi. Askerin ihtiyacı için kullanılan trenler odunla işliyordu. Vagonlarda oturacak yerler hep tahta, pencereler kırıktı. Her yer tahtakurusuyla doluydu. Her istasyonda orduya katılacak olanlar geliyor, kadınlar arkalarından koşuşarak ağlıyorlardı. Trendeki erkekler içlerindeki büyük kudrete karşın, pek de umutlu görünmüyorlardı. Yunanlıların yirmi bir uçağı vardı. Bizim bir uçağımız vardı; onun da benzini eksik, makinası bozuktu. Havacıların sadece getirdikleri haber değil, Yunan uçaklarına ve ulaşım kollarına yaptıkları saldırılar da son derece önemliydi.

Köy yolları karanlık, çamur içinde. Ay batmış gece yarısı oluyor. Bir subay beni Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhına götürdü. Mustafa Kemal Paşa, oturduğu koltuktan güçlükle kalkmaya çalıştı.

Çünkü kaburga kemikleri hâlâ ağrılar içindeydi. Mustafa Kemal Paşa’ya doğru, kalbimde gerçek bir saygıyla gittim. O kendi hâlinde odada, bütün gençliğin bir millet yaşasın diye ölmeyi göze alan kararını simgeliyordu. Ne saray, ne şöhret, ne herhangi bir kudret onun o odadaki büyüklüğüne yaklaşamaz. Gittim, elini öptüm.

25 Ağustos’ta savaş başladı. İlk günleri, Yunanlılar ufak tepeleri birer birer ele geçiriyorlardı. Mustafa Kemal Paşa onların Çal Tepesi’ni alıncaya kadar korkulacak bir şey olmadığını, fakat Haymana’ya girerlerse bizim de kapana tutulacağımızı söyledi. Fevzi (Çakmak) Paşa’ya Mustafa Kemal Paşa’nın evinin önünde rastladım. Onda zaferimize karşı o kadar büyük bir güven vardı ki bu insana umut veriyordu.

Bir hafta geçmeden Çal Tepesi düştü. Korkunç bir sessizlik. Mustafa Kemal Paşa’nın gözleri o gece anlatılamayacak kadar acı içindeydi. Kemalettin Sami Paşa kendisinden sayıca üç kat fazla, üç Yunan tümeniyle dövüşüyordu. Gece yarısı, Mustafa Kemal Paşa’ya telefon ederek cephane istedi. Fevzi Paşa ise Yunanlıların geri çekileceklerinde ısrar ediyordu. Fevzi Paşa’nın hakkı vardı. Ertesi gün Yunanlılar Haymana’ya saldıramayacak kadar yorgundular.


1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Bu metinden Yunan ordusu sayıca ve teçhizat olarak Türk ordusundan çok daha üstün durumda olduğudur. Yüz bin kişilik bir orduya karşılık yirmi bin kişilik bir Türk ordusu var karşılarında. Yunanlıların ateş gücü daha fazla, taşıma araçları daha iyi ve uçakları bile var. Buna rağmen Türk ordusunun galip gelmesinin birkaç önemli sebebi olduğunu düşünüyorum.

Birincisi, metinde Mustafa Kemal Paşa'nın kararlılığı ve durumu doğru analiz etmesi çok önemli. Durumun ne kadar kritik olduğunun farkında ve son bir hamle yapılması gerektiğini biliyor. Ayrıca, Çal Tepesi'nin düşmesiyle yaşanan zor durumda bile, doğru stratejiyi belirleyerek durumu kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bu da liderliğin ve doğru stratejinin savaşın kazanılmasında ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

İkincisi, Fevzi Çakmak Paşa'nın metindeki rolü de çok önemli. Fevzi Paşa, Yunan ordusunun gücüne rağmen zafere olan inancını koruyor ve bu inancı etrafındakilere de yayıyor. Özellikle Mustafa Kemal Paşa'nın zor zamanlarında ona destek olması ve Yunanlıların geri çekileceğini öngörmesi, onun askeri dehasını ve öngörüsünü gösteriyor. Bu da moralin ve inancın savaşın gidişatını etkileyebileceğini gösteriyor.

Üçüncüsü, metinde Türk askerinin zor şartlar altında bile mücadele etme azmi vurgulanıyor. Trenlerdeki kötü koşullar, cephane eksikliği gibi zorluklara rağmen askerler cepheye gitmeye devam ediyor. Bu da Türk askerinin vatan sevgisi ve mücadele azminin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bence bu da savaşın kazanılmasında önemli bir faktör.

Yunan ordusu sayıca ve teknik olarak üstün olsa da, Türk ordusunun güçlü liderliği, yüksek morali, doğru stratejisi ve askerlerin azmi sayesinde galip geldiğini düşünüyorum. Metinde anlatılanlar, sadece sayıların ve silahların değil, aynı zamanda inancın, liderliğin ve stratejinin de bir savaşı kazanmada ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...