1950’li yıllarda Türkiye’de tarımda makineleşme hız kazanınca, demografik yapı da önemli ölçüde değişmiştir. Traktör ve diğer tarım makinelerinin kullanımı arttıkça, eskiden insan ve hayvan gücüyle yapılan birçok iş artık makineyle yapılmaya başlanmıştır. Bu durum, kırsal kesimde tarımsal üretimde çalışan insan sayısının azalmasına yol açmış ve pek çok kişi işsiz kalmıştır. Tarımda iş bulamayan insanlar, özellikle genç nüfus, geçimlerini sağlamak için büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler, kırsal kesimden gelen göç dalgası nedeniyle hızla büyümüş ve şehir nüfusu artmıştır. Bu göç süreci, şehirlerde gecekondulaşmanın yaygınlaşmasına ve altyapı sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ayrıca, kırsalda kalan nüfusun yapısı da değişmiş, daha çok yaşlılar ve kadınlar köylerde yaşamaya devam ederken, gençler iş ve daha iyi bir yaşam umuduyla kentlere gitmiştir. Böylece, Türkiye’nin demografik yapısı hem şehirlerde hem de kırsal bölgelerde önemli değişimler yaşamış ve bu değişimler ilerleyen yıllarda da etkisini sürdürmüştür.