II. Dünya Savaşı sırasında savunma sanayisine ayrılan bütçelerin ve silahlı kuvvetlerin mevcudunun artırılmasının ekonomik sonuçları oldukça büyük olmuştur. Öncelikle, savaşın başlamasıyla birlikte ülkeler, askeri hazırlıklara büyük yatırımlar yaparak savunma sanayisini ön planda tutmuşlardır. Bu durum, ekonomik kaynakların büyük bir kısmının savunma sektörüne ayrılmasına sebep olmuştur. Savunma sanayisine yapılan bu yatırımlar, sanayi üretiminin yönünü değiştirmiş ve birçok ülkenin ekonomisinde ağır bir baskı yaratmıştır. Zira, normalde tüketim malları ve üretim sektörleri için ayrılması gereken kaynaklar, silahlar, araçlar ve diğer askeri malzemeler için kullanılmaya başlanmıştır.
Savunma sanayisine yapılan büyük yatırımlar, ekonomik büyümeye katkı sağlasa da, bir yandan da sivil sektördeki yatırımların ve üretimlerin gerilemesine yol açmıştır. Tüketim mallarının üretimi azalmış ve halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan ürünlerin arzı yetersiz kalmıştır. Bu durum, savaşın ilk yıllarında ciddi bir kıtlık ve enflasyon sorununa neden olmuştur. Ayrıca, askeri harcamaların artması, devletlerin dış borçlarının yükselmesine de yol açmıştır.
Silahlı kuvvetlerin mevcudunun artırılması, ekonomiler üzerinde uzun vadeli etkiler yaratmıştır. Ordulara ayrılan kaynaklar, üretim sektörlerinin diğer alanlarında azalmaya yol açmış ve buna bağlı olarak istihdam da dengesizleşmiştir. Savaşın getirdiği yoğun talep, sanayi üretimini hızlandırırken, savaş sonrası dönemde üretim kapasitesinin aşırı yüklenmesi, krizlere yol açmıştır. Ayrıca, savaş sonrası dönemde yeniden yapılanma süreçlerinin başlatılması gerekmiştir.
II. Dünya Savaşı’nda savunma sanayisine ayrılan bütçelerin ve silahlı kuvvetlerin artırılmasının ekonomik sonuçları, kısa vadede ekonomik büyüme sağlasa da, uzun vadede kaynakların dengesiz dağılımı, kıtlık, enflasyon ve borç yükünün artması gibi olumsuz etkiler yaratmıştır.