Sosyal dışlama, toplum içinde bazı bireylerin veya grupların eğitim, sağlık, iş olanakları gibi temel haklardan yeterince faydalanamamasına neden olur. Bu durum, bireylerin kendilerini değersiz ve önemsiz hissetmelerine yol açabilir. Kendini toplumdan dışlanmış hisseden bireyler zamanla öfke, umutsuzluk ve güvensizlik gibi duygular yaşayabilir. Bu da toplum içindeki huzuru ve güven ortamını olumsuz etkileyebilir.
Toplumda eşitsizlik arttıkça, dışlanan gruplar kendilerini kabul ettirmek için farklı yollar arayabilir ve bu da sosyal çatışmalara sebep olabilir. İnsanlar arasında dayanışma azalır, birbirine olan güven zedelenir ve toplum içindeki ayrışmalar derinleşir. Sonuç olarak, sosyal dışlanma toplumsal barışı olumsuz etkileyerek kutuplaşmalara ve adaletsizlik hissinin artmasına yol açabilir. Eğer bir toplumda herkes eşit fırsatlara sahip olursa, insanlar kendilerini daha değerli hisseder ve toplumsal barış daha sağlam bir temel üzerine kurulur. Bu yüzden, sosyal dışlanmayı önlemek, sadece dışlanan bireyler için değil, tüm toplum için önemli bir gerekliliktir.