İtilaf Devletleri, İstanbul'u işgal ettikten sonra oldukça sert ve baskıcı bir tutum sergilemişlerdir. İstanbul, 16 Mart 1920'de işgal edilince, işgalci güçler, Osmanlı hükümetine ve halkına büyük bir baskı yapmaya başlamıştır. İlk olarak, İstanbul Hükûmeti’nin kontrolü tamamen zayıflamış ve İtilaf Devletleri, hükümetin işleyişine müdahale etmeye başlamıştır. Bu dönemde, İstanbul'da birçok Türk aydını, subayı ve siyasi lideri tutuklayıp, savaşla ilgili önemli kararların alınmasını engellemeye çalışmışlardır. Örneğin, 1920'de Mustafa Kemal ve diğer milli mücadeleye destek veren liderlerin İstanbul’a gelmeleri engellenmiş, buna karşılık bazı milletvekilleri tutuklanıp, yurt dışına sürgün edilmiştir.
İtilaf Devletleri, aynı zamanda, İstanbul'daki Osmanlı hükümetine rağmen, İstanbul'da kendi askerlerini bulundurmuş, şehirdeki egemenliklerini sürdürmeye çalışmışlardır. Osmanlı hükümeti, bu dönemde tam anlamıyla bağımsız bir şekilde hareket edememiştir. İtilaf Devletleri'nin, İstanbul'daki işgali, halkın büyük tepkisini çekmiş ve bu durum, Milli Mücadele'nin daha da güçlenmesine neden olmuştur. Özellikle, işgalcilerin uyguladığı bu baskılar, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine olan inancını arttırmış ve Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'na katılmasına zemin hazırlamıştır.