İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması’yla Osmanlı topraklarında yaşayan azınlıklara çok geniş haklar tanımayı amaçlamışlardır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Osmanlı Devleti’ni iyice zayıflatarak kontrol altında tutmaktı. Azınlıklara verilen bu haklarla Osmanlı yönetiminin otoritesi iyice sarsılacak, merkezi yönetim güçsüz hale gelecek ve ülkede bir bölünme ortamı oluşacaktı. Bu durum, İtilaf Devletleri’nin Osmanlı toprakları üzerindeki hâkimiyetini kolaylaştıracaktı.
Ayrıca, İtilaf Devletleri bazı azınlıkları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istemişlerdir. Özellikle Ermenilere ve Rumlara verilen haklarla, bu grupların bağımsız devletler kurmalarına zemin hazırlanmış ve Osmanlı topraklarında yeni devletler oluşturulması hedeflenmiştir. Böylece, Osmanlı Devleti’nin parçalanması hızlanacak ve İtilaf Devletleri, özellikle ekonomik ve stratejik olarak önemli bölgeleri daha rahat kontrol edebilecekti.
Bir diğer amaç ise, Osmanlı Devleti’nde yaşayan azınlıkları İstanbul hükümetine karşı kışkırtarak iç karışıklık çıkarmaktı. Bu şekilde Osmanlı Devleti içeriden zayıflatılacak ve direniş hareketlerinin önüne geçilecekti. Aynı zamanda İtilaf Devletleri, azınlıklara geniş haklar vererek kendilerini birer “koruyucu güç” olarak göstermeyi de hedeflemiş olabilirler. Böylece hem uluslararası alanda meşruiyet kazanmaya çalışmışlar hem de gelecekte bu gruplar üzerinden Osmanlı toprakları üzerinde nüfuz sahibi olmayı amaçlamışlardır.
İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması ile azınlıklara geniş haklar vererek Osmanlı Devleti’nin bölünmesini hızlandırmak, kendi çıkarlarını korumak ve bölgede uzun vadeli hâkimiyet sağlamak istemişlerdir. Ancak Türk halkı ve Mustafa Kemal’in önderliğinde başlayan Kurtuluş Savaşı, bu planları bozmuş ve Sevr Antlaşması’nın uygulanmasına engel olmuştur.