Sevr Antlaşması’nın askerî hükümleri Osmanlı Devleti’ni neredeyse tamamen savunmasız bırakmayı amaçlıyordu. Antlaşmaya göre Osmanlı ordusu büyük ölçüde küçültülecek, ağır silahlar elinden alınacak ve donanması neredeyse tamamen yok edilecekti. Bu durum, Osmanlı’nın kendi topraklarını koruyamaz hale gelmesine neden olacaktı. Ayrıca zorunlu askerlik kaldırıldığı için düzenli bir ordu oluşturulması imkânsız hale gelecekti.
İtilaf Devletleri, Osmanlı’yı askeri olarak güçsüz bırakarak herhangi bir direniş hareketine karşı koymasını engellemek istiyordu. Böylece Osmanlı toprakları kolayca işgal edilebilecek ve devlet, İtilaf Devletleri’ne bağımlı hale gelecekti. Özellikle Boğazların kontrolünün uluslararası bir komisyona bırakılması, Osmanlı Devleti’nin stratejik olarak daha da güçsüzleşmesine neden oluyordu. Bu durumda, Osmanlı Devleti’nin sadece kendi halkına karşı değil, dış tehditlere karşı da savunma yapması imkânsız hale gelecekti.
Askerî hükümlerin bir diğer etkisi de halkın moralini bozmasıydı. Çünkü Osmanlı ordusu tarih boyunca büyük bir güç olarak görülmüş ve halkın devlete olan bağlılığında önemli bir rol oynamıştı. Ancak Sevr Antlaşması ile birlikte ordunun küçültülmesi, halk arasında umutsuzluk yaratmış ve devletin artık tamamen sona ereceği düşüncesini yaygınlaştırmıştır. Fakat bu durum, aynı zamanda halkın Kurtuluş Savaşı’na olan desteğini de artırmıştır. Çünkü Osmanlı hükümeti İtilaf Devletleri’ne karşı koyamazken, Mustafa Kemal ve arkadaşları halkın desteğiyle bağımsızlık mücadelesi başlatmışlardır.
Sevr Antlaşması’nın askerî hükümleri Osmanlı Devleti’ni tamamen savunmasız bırakmış, İtilaf Devletleri’nin işgallerini kolaylaştırmış ve halkın devletine olan güvenini sarsmıştır. Ancak bu durum, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine yönelmesine neden olmuş ve Milli Mücadele’nin başlamasında önemli bir etken olmuştur.