Topyekûn mücadele, bir savaşta veya büyük bir kriz anında sadece ordunun değil, tüm ulusun seferber olması ve bütün imkanlarını bu mücadele için kullanması demektir. Bu, sadece cephede savaşan askerlerin değil, köyde, şehirde, fabrikada, tarlada, hatta evinde çalışan herkesin savaşın bir parçası olması anlamına gelir. Çünkü bir savaş sadece silahlarla kazanılmaz; ekonomi, üretim, lojistik, halkın morali ve dayanışması da savaşın sonucunu belirleyen en önemli unsurlardandır.
Mustafa Kemal Paşa’nın sözlerinde de belirtildiği gibi, eğer bir ulus gerçekten bağımsızlığını ve vatanını savunmak istiyorsa, yalnızca askerlerine güvenemez. Her birey, bulunduğu yerden elinden geleni yapmalı ve bu mücadelenin içinde yer almalıdır. Kurtuluş Savaşı’nda da bu anlayışla hareket edilmiştir. Kadınlar cepheye erzak ve mühimmat taşımış, köylüler ellerindeki yiyecekleri ve hayvanlarını orduya vermiş, halk orduyu destekleyerek bir bütün halinde düşmana karşı direnmiştir. Topyekûn mücadelede halkın moral gücü de çok önemlidir. Eğer bir millet savaşı kazanacağına inanmazsa ve birlik içinde hareket etmezse, sadece askeri güçle zafer kazanmak zorlaşır. Bu yüzden, topyekûn mücadele bir milletin tüm gücünü ortaya koyduğu, bağımsızlık ve özgürlüğü için her şeyini feda etmeye hazır olduğu bir direniş anlayışıdır.