Mustafa Kemal’in savaş kavramına bakış açısı, onun savaşı sadece cephede askerlerin çarpışması olarak görmediğini, bunun çok daha geniş bir mücadele olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Ona göre savaş, sadece orduların değil, milletlerin bütün gücüyle, varlıklarıyla ve inancıyla katıldığı bir süreçtir. Bir ulusun bağımsızlık mücadelesinde başarılı olabilmesi için sadece silahlı kuvvetlerinin değil, halkın her kesiminin bu mücadelede yer alması gerektiğine inanıyordu. Halkın, tarlasında çalışan bir çiftçisinden, fabrikasında üretim yapan işçisine kadar herkesin savaşın bir parçası olması gerektiğini düşünüyordu. Eğer bir millet, bütün imkanlarını, maddi ve manevi gücünü seferber etmezse, savaşın kazanılmasının mümkün olmadığını söylüyordu.
Mustafa Kemal’e göre savaş ancak kaçınılmaz olduğunda yapılmalıydı, ancak bir kez savaşa girildiğinde tüm milletin kenetlenmesi gerekiyordu. O, bağımsızlık mücadelesinde halkın inancının, moralinin ve fedakarlığının en az silahlar kadar önemli olduğunu savunuyordu. Kurtuluş Savaşı’nda da bu anlayışla hareket ederek halkı örgütlemiş ve cephe gerisindeki insanların da bu mücadelenin bir parçası olmasını sağlamıştır. Ona göre bir savaşın kazanılması için milletin bir bütün halinde, kararlılıkla ve inançla hareket etmesi şarttı. Bu yüzden, savaş sadece askerlerin değil, tüm ulusun omuzlarında yükselen bir mücadeleydi.