ŞAHİN BEY DESTANI
Şahin Bey ve fedaileri, 18 Şubat 1920’de tam donanımlı Fransız birliklerini perişan etmişlerdi. Şahin Bey, zaferin ardından düşman kumandanına gönderdiği mektupta şöyle demişti: “Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde şühedâ kanı karışıktır... Din için, namus için, hürriyet için ölüme atılmak bize, ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Bir an evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza.” Sürüyle saldıran düşman kuvvetleri bir avuç yiğit karşısında perişan olmanın şaşkınlığına düşmüşlerdi. Bu şaşkınlık yerini öfkeye terk etmiş ve Antep’e ulaşmak düşman kuvvetleri için bir prestij meselesi olmuştu. Fransız kuvvetleri 25 Mart 1920’de Andorya kumandasında yola çıktı. Bu kuvvetler, sekiz bin piyade ve iki yüz süvariden oluşuyordu. Ayrıca bir batarya top, 16 ağır makineli tüfek, çok miktarda otomatik tüfek ve 4 tank mevcuttu. Kahraman Şahin Bey ancak yüz kişiyi bulan fedaileriyle düşmanın karşısına dikilmişti. 25 Mart günü sabahtan akşama kadar çatışma devam etmiş ve Şahin Bey düşmana ağır kayıplar verdirtmişti…
Şahin Bey gece gündüz uyumamış; çatışma esnasında her tarafa yetişerek fedailerin manevi kuvvetlerini yükseltmeye çalışmıştı. Sırtındaki kaputu çıkartıp nöbet bekleyen yiğitlerin üzerine örten Şahin Bey, her hareketiyle örnek olmuştu. 28 Mart sabahına kadar düşmana aman vermeyen Şahin Bey, durumun gittikçe kritik bir hâl almasından sonra kendisine geri çekilmeyi tavsiye edenlere şöyle demişti: “Düşman buradan geçerse ben Ayıntab’a ne yüzle dönerim, düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir.” Çatışmanın dördüncü günü öğleye doğru Şahin Bey’in yanında 18 kişi kalmıştı. Onların da şehit olmalarından sonra tek başına kalan Şahin Bey, son kurşunu kalıncaya kadar düşman ateşine karşılık vermişti. Kurşunu bittiğinde tüfeğini yere çarparak kırmış ve üzerine hücum eden düşmanlara karşı yumruklarını sıkarak karşı durmuştu. Silahsız Şahin Bey’in yanına yaklaşamayan düşman askerleri uzaktan ateş ederek onu şehit etmişlerdi.
Şahin Bey’in mücadelesi Antep halkını nasıl etkilemiş olabilir?