Kuran'daki İsra suresinin 36. ayetini kendisine rehber edinen bir insan, bilmediği ya da emin olmadığı bir şeyin peşinden koşmamaya özen gösterir. Bu ayette geçen kulak, göz ve kalp kavramları, aslında bir insanın bilgi edinme yollarını ve bu bilgileri değerlendirme süreçlerini temsil ediyor. Bu yollardan gelen bilgilerin doğru ve sağlam olması gerektiğini, aksi halde bunlardan sorumlu tutulacağını anlıyor.
Böyle bir kişi, bir konu hakkında konuşmadan önce iyice araştırma yapar. Mesela, bir haber duyduğunda hemen onu yaymak yerine, kaynağının güvenilir olup olmadığını kontrol eder. Eğer haberin yalan olabileceğine dair bir şüphesi varsa, bu haberi başkalarına anlatmaz ve başkasını zan altında bırakmaz. Bu, ayette geçen "göz"ün ve "kulağın" doğru bilgi edinmekle sorumlu olmasını yansıtıyor.
Bir arkadaşının hakkında bir dedikodu duyduğunda, hemen inanıp o kişiyi yargılamaz. Önce durur, düşünür ve olayın aslını öğrenmeye çalışır. Eğer doğru olmadığına inanırsa, bu dedikoduyu başkalarına aktarmaz ve o arkadaşına karşı önyargılı davranmaz. Bu durum, ayette geçen kalp sorumluluğuna bir örnektir. Çünkü kalp, duyduğu ve gördüğü şeyleri doğru bir şekilde değerlendirme ve ona göre tutum sergileme merkezidir.
Sonuçta, bu ayeti hayatına uygulayan bir insan, söylentilere kulak asmaz, gördüğü her şeyi hemen doğru kabul etmez ve aceleci davranıp hüküm vermez. O, her zaman kesin bilgiye dayanarak hareket etmeye çalışır ve bu sayede yanlış anlaşılmaların ve haksızlıkların önüne geçer.