Hz. Şuayb aleyhisselam, Allah tarafından gönderilmiş olan peygamberlerden biridir. Kur'an-ı Kerim'de adı on bir defa geçmektedir. Güzel konuşma yeteneği ve tatlı üslubu sayesinde "Hatîbü'l-Enbiyâ" (Peygamberlerin Hatibi) olarak da bilinir.
Kendisi, İbrahim aleyhisselam'ın veya Salih aleyhisselam'ın soyundan gelmektedir. Bazı rivayetlere göre annesi tarafından Hz. Lût'un kızına ulaşır ve Hz. Eyyûb ile teyze oğulları olduğu da söylenir. Aynı zamanda, daha sonra Mısır'dan Medyen'e gelen Hz. Musa'nın kayınpederidir. Hz. Musa, onun kızlarından biri olan Safura ile evlenmiştir.
Hz. Şuayb, Medyen ve Eyke halklarına peygamber olarak gönderilmiştir. Medyen ve Eyke halkı, putlara tapıyorlardı. Ancak onların en büyük kötülüklerinden biri ticarette hilekârlık yapmalarıydı. Ölçü ve tartıda eksiklik yaparak insanların haklarını çalıyorlardı. Ayrıca kervanların yolunu kesip mallarına el koyarak bozgunculuk yapıyorlardı.
Hz. Şuayb, kavmini öncelikle Allah'ın birliğine inanmaya, putlara tapmaktan vazgeçmeye davet etti. İnsanların haklarını gözetmelerini, özellikle ölçü ve tartıyı tam yapmalarını, hırsızlık, yalan, zina gibi kötü alışkanlıkları terk etmelerini öğütledi. Onlara yeryüzünde bozgunculuk çıkarmamalarını, adil olmalarını söyledi.
Ancak kavminin çoğu, onun uyarılarına kulak asmadı ve inkârda ısrar etti. Hz. Şuayb'ı tehdit ettiler ve onu taşlayarak öldürmekle korkuttular. Bunun üzerine Hz. Şuayb ve ona inananlar, bu kötü davranışlara devam eden kavmin helak edilmesi için Allah'a dua etti. Medyen halkı, bir sarsıntı (sayha) ve şiddetli bir azap ile yok edildi. Eyke halkı ise gölge günü azabı denilen bir felaketle helak oldu.
Rivayetlere göre Hz. Şuayb çok namaz kılan ve çok gözyaşı döken bir peygamberdi. Yaşlılığında gözlerinin zayıflayıp âmâ olduğu da nakledilir. Mucizeleri arasında duasıyla siyah kuzuların beyaz olması ve taşlık arazilerin toprağa dönüşmesi gibi olaylar da anlatılır. Kavminin helakinden sonra Mekke'ye gidip orada vefat ettiği ya da Medyen'de kaldığı şeklinde farklı görüşler vardır.
Bu kıssa, Kur'an'da özellikle A'râf, Hûd, Şuara ve Ankebût surelerinde ayrıntılı olarak anlatılır. Bu kıssalar, tevhit inancının, adaletin ve özellikle ticarette dürüstlüğün önemini vurgular.