Filistin topraklarının kaybedilmesi sürecinde yerel halkın toprak satışları tek başına belirleyici bir rol oynamamıştır, bu süreçte dış güçlerin politikaları ve müdahaleleri çok daha etkili olmuştur. Tarihsel belgeler ve arşivler bu durumu destekler.
Öncelikle, Siyonistlerin toprak alımları Osmanlı döneminde başlamıştır ve Osmanlı Devleti, yabancıların, özellikle de Yahudilerin Filistin'de toplu olarak toprak satın almasını ve yerleşmesini yasaklayan kanunlar çıkarmıştır. Bu yasaklara rağmen toprak alımları gizli, kaçak veya hileli yollarla devam etmiştir. 1900'lerin başında Yahudilerin elindeki toprak miktarı Filistin'in toplam yüzölçümünün yüzde 1'ini bile bulmamaktadır. 1944 yılı itibarıyla bile Yahudilere ait toprakların toplam oranı yüzde 6 ile 6,5 civarındadır. Bu rakamlar, toprakların büyük bir kısmının yerel halk tarafından gönüllü olarak satılmadığını gösterir. Satışlar olsa bile, bunlar genellikle az miktarda çorak araziler olmuş veya büyük toprak sahipleri tarafından yapılmıştır.
Asıl belirleyici faktörler, özellikle I. Dünya Savaşı'ndan sonra başlayan dış politikalar ve müdahalelerdir.
-
İngiliz Mandası Dönemi (1920-1948): Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması ve bölgenin İngiliz mandası altına girmesiyle denge Yahudiler lehine değişmiştir. İngilizler, Balfour Deklarasyonu gibi politikalarla Yahudi yerleşimini desteklemiştir. Manda yönetimi sırasında toprak alım-satımında el değiştirmeler yaşanmıştır.
-
Birleşmiş Milletler Kararı ve Savaşlar: Filistin topraklarının çoğunun kaybı, yerel satışlar yoluyla değil, doğrudan savaşlar ve çatışmalar sonucunda gerçekleşmiştir. 1947 tarihli BM'nin Taksim Planı, Filistin topraklarının yarısından fazlasını Siyonist Yahudilere vermeyi öngörmüştür, ancak bu plan Araplar tarafından reddedilmiştir.
-
1948 Arap-İsrail Savaşı: İsrail Devleti'nin ilan edilmesiyle başlayan bu savaş sonucunda, İsrail eski manda topraklarının büyük bir bölümünü ele geçirmiştir. Bu savaş sırasında uygulanan saldırılar, zorla çıkarma ve etnik temizlik (Nakba) nedeniyle 500 binden fazla Filistinli yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmış, topraklarına ve mülklerine el konulmuştur. Bu durum, Filistin halkının büyük bir kısmının topraklarını satarak değil, şiddet yoluyla ve zorla terk ettiğini kanıtlamaktadır.
Toprak satışı tartışmaları olsa bile, bu satışlar toplam Filistin toprağının çok küçük bir kısmını oluşturmuştur ve asıl toprak kaybı, savaş, işgal, zorla mülksüzleştirme ve uluslararası güçlerin siyasi kararları gibi dış müdahalelerle meydana gelmiştir.