Cemaatle kılınan namazlarda imamın okuyuş şeklindeki bu farklılık, doğrudan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) uygulamasına, yani O'nun sünnetine dayanmaktadır. Müslümanlar namazın nasıl kılınacağını O'ndan öğrenmişlerdir ve O nasıl kıldırdıysa o şekilde devam etmişlerdir.
Rivayetlere göre Peygamber Efendimiz, cemaate imamlık yaptığında sabah, akşam ve yatsı namazlarının farzlarında Kur'an'ı sesli (cehrî) okumuştur. Öğle ve ikindi namazlarının farzlarında ise kıraati sessiz (hafî) olarak, yani kendi duyacağı bir sesle yapmıştır. Bizler de namazlarımızı bu öğretiye uygun olarak kılarız.
İslam alimleri bu uygulamanın bazı hikmetleri üzerinde durmuşlardır. Öğle ve ikindi vakitleri, genellikle insanların çalıştığı, ticaretle uğraştığı ve günlük hayatın yoğun olduğu gündüz saatleridir. Bu vakitlerde sessiz okumak, hem etraftaki meşguliyet içinde olanları rahatsız etmemek hem de namaz kılanların dikkatini daha kolay toplamasına yardımcı olmak şeklinde yorumlanır.
Akşam, yatsı ve sabah namazları ise günün bittiği, ortamın sessizleştiği veya henüz hareketliliğin başlamadığı vakitlerdir. Bu sakin zamanlarda imamın sesli okuması, cemaatin Kur'an'ı dinleyerek huşû içerisinde olmasına, ayetlerin manasını düşünmesine ve özellikle sabah namazında uykunun ağırlığından sıyrılıp namaza odaklanmasına yardımcı olur. Bazı kaynaklarda Mekke döneminde müşriklerin eziyetinden korunmak için gündüz namazlarının sessiz kılındığı, bu uygulamanın da daha sonra devam ettiği şeklinde yorumlar da bulunmaktadır.