Otomatlar, yani kendi kendine hareket edebilen makineler fikri aslında çok eskilere, Antik Yunan dönemine kadar dayanır. İskenderiyeli Heron (Hero of Alexandria) gibi mucitler, milattan sonra 1. yüzyılda buhar gücüyle çalışan düzenekler veya para atıldığında çalışan basit otomatlar (örneğin kutsal su makinesi) tasarlamışlardı.
Ancak, günümüz teknolojisine temel oluşturan, karmaşık, programlanabilen ve pratik amaçlara hizmet eden ilk otomatlar (yani robotik sistemler) söz konusu olduğunda, bu alanda çığır açan kişi İslam Altın Çağı'nda yaşamış büyük mühendis El-Cezerî (Batı'da Al-Jazari olarak bilinir) kabul edilir.
El-Cezerî, 12. yüzyılın sonları ve 13. yüzyılın başlarında Artuklu Sarayı'nda başmühendis olarak görev yapmıştır. En önemli eseri, "Kitâb fî Ma'rifeti'l-Hiyeli'l-Hendesiye" (Olağanüstü Mekanik Araçların Bilgisi Hakkında Kitap) veya kısaca "Kitâbü'l-Hiyel"dir. Bu kitap, modern mühendislik ve robotik biliminin temeli sayılır.
El-Cezerî'nin bu eserinde tarif ettiği otomatlar, sadece oyuncak değil, aynı zamanda su gücüyle çalışan, karmaşık dişlileri, pistonları ve hatta ilk krank milini kullanan makinelerdi. Onun yaptığı otomatlar arasında en meşhurları; meşhur Filli Su Saati gibi zamanı gösteren karmaşık saatler, abdest almak için sahibine otomatik olarak su döken, havlu uzatan robotik hizmetliler, müzik çalan otomatlar ve tarımda sulama için kullanılan su pompaları bulunur. El-Cezerî, makineler arasında denge kurmayı (sibernetik) ve kendi kendine çalışmayı (otomasyon) başaran ilk mucit olarak teknoloji tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.