Çölde şehir inşa eden ülkeler ve bu projeler, genellikle artan nüfus sorununu çözmek, ekonomiyi petrolden uzaklaştırıp çeşitlendirmek veya tamamen sürdürülebilir yeni yaşam alanları yaratmak amacıyla ortaya çıkmaktadır. Bu projeler sadece kumların üzerine bina dikmekten ibaret değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerini denedikleri devasa laboratuvarlar gibidir. İşte bu konuda öne çıkan ülkeler:
Suudi Arabistan bu alandaki en iddialı ülkelerden biridir ve Neom projesiyle tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Neom, ülkenin kuzeybatısındaki Tebuk bölgesinde, Kızıldeniz kıyısında ve çölün ortasında sıfırdan inşa edilen devasa bir bölgedir. Bu projenin en ünlü parçası ise The Line (Çizgi) adı verilen şehirdir. The Line, alışılmış şehirlerin aksine dikey olarak tasarlanmış, 170 kilometre uzunluğunda ama sadece 200 metre genişliğinde bir yapı olarak planlanmıştır. Dış cephesi tamamen aynalarla kaplı olacak bu şehirde araba veya yol bulunmayacak, enerji ihtiyacı tamamen yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak. Ayrıca Neom projesi kapsamında denizin üzerinde yüzen bir sanayi şehri olan Oxagon ve dağ turizmi için tasarlanan Trojena gibi farklı bölgeler de yer almaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri de çölde sıfırdan bir şehir kurma fikriyle gündeme gelmiştir. Milyarder iş insanı Marc Lore tarafından ortaya atılan Telosa projesi, Amerika'nın batısındaki (Nevada, Arizona veya Utah gibi) boş çöl arazilerinden birine kurulması planlanan ütopik bir şehirdir. Telosa'nın amacı, "Eşitlikçilik" (Equitism) adını verdikleri yeni bir ekonomik modelle, herkesin eşit imkanlara sahip olduğu, çevre dostu ve 15 dakikalık şehir konseptine uygun bir yaşam alanı yaratmaktır. Yani bu şehirde yaşayan biri, evinden çıktığında okuluna, işine veya hastaneye en fazla 15 dakikada yürüyerek veya bisikletle ulaşabilecektir. Şehrin merkezinde ise devasa bir park ve "Equitism Kulesi" yer alması hedeflenmektedir.
Mısır, başkent Kahire'nin aşırı kalabalıklaşması ve trafik sorunu nedeniyle çölün ortasına devasa bir Yeni İdari Başkent inşa etmektedir. Henüz resmi bir ismi tam olarak oturmamış olsa da proje "New Administrative Capital" olarak bilinmektedir. Kahire'nin doğusundaki çöl arazisine kurulan bu şehir, tüm bakanlıkları, meclis binasını ve büyükelçilikleri barındıracak şekilde tasarlanmıştır. Şehirde Afrika'nın en yüksek binası olan Iconic Tower (İkonik Kule) ve devasa bir şehir parkı olan "Green River" (Yeşil Nehir) gibi yapılar bulunmaktadır. Mısır bu projeyle hem Kahire'nin yükünü hafifletmeyi hem de modern ve teknolojik bir yönetim merkezi oluşturmayı amaçlamaktadır.
Birleşik Arap Emirlikleri, zaten çölün üzerine kurduğu Dubai ile tanınsa da, özellikle Abu Dabi'de yer alan Masdar City projesiyle sürdürülebilirlik alanında öncülük etmektedir. Masdar, dünyanın ilk karbon nötr ve atıksız şehirlerinden biri olmak üzere tasarlanmıştır. Şehirdeki binalar, geleneksel Arap mimarisiyle modern teknolojiyi birleştirerek rüzgarı içeri alacak ve sıcaklığı düşürecek şekilde konumlandırılmıştır. Burası daha çok yenilenebilir enerji şirketlerine ve araştırma merkezlerine ev sahipliği yapan bir teknoloji üssü gibidir.
Kuveyt'in Silk City (İpek Şehri veya Madinat al-Hareer) projesi de Basra Körfezi kıyısında ve çöl arazisi üzerinde planlanan bir diğer mega projedir. Bu projenin merkezinde, binbir gece masallarına atıfta bulunarak 1001 metre yüksekliğinde olması planlanan Mübarek El-Kebir Kulesi yer almaktadır. Şehir tamamlandığında büyük bir serbest ticaret bölgesi, limanlar ve doğal yaşam alanlarıyla ülkenin yeni ekonomik merkezi olması hedeflenmektedir.
Umman ise Duqm (Dukm) projesiyle eski bir balıkçı kasabasını ve çevresindeki çöl arazisini devasa bir sanayi ve liman kentine dönüştürmektedir. Burası, Hint Okyanusu'na açılan stratejik konumuyla büyük bir lojistik merkez ve özel ekonomik bölge olarak tasarlanmıştır.
Bu projelerin ortak noktası, zorlu çöl koşullarına rağmen teknolojiyi kullanarak kendi suyunu üreten, enerjisini güneşten alan ve insanlara yüksek yaşam standartları sunmayı hedefleyen fütüristik yerleşim yerleri olmalarıdır.