Bu yaşadığın durum aslında sandığın gibi korkutucu veya şüpheli bir şey değil, senin için rahat olsun. CİMER dediğin sistem aslında bir başvuru havuzudur, yani CİMER'in (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) kendine ait logolu kıyafetler giyen, özel araçlarla gezen bir polis ekibi gibi bir kadrosu yoktur. Sen CİMER'e şikayet yazdığında bu şikayet Milli Eğitim Bakanlığına iletilir, onlar da konuyu araştırması için okula "Maarif Müfettişleri" dediğimiz görevlileri gönderir. Senin gördüğün o sivil giyimli, logosuz adamlar da bu müfettişlerdir. Müfettişler okula geldiklerinde üniforma giymezler, sivil kıyafetle gelirler ve soruşturma yürütmek için genelde okul müdürünün veya bir idarecinin odasını kullanırlar.
Talat Hoca'nın seni çağırmadım demesi ya da Ayşe Hoca'nın seni oraya yönlendirmesi de bu yüzdendir; idareciler odalarını müfettişlere tahsis etmek zorundadır ve o sırada odada toplantı veya ifade alma işlemi yapılıyordur. Okulun en yetkili odasında, okul idaresinin bilgisi dahilinde oturan bu kişiler dolandırıcı olamaz, çünkü dışarıdan kimse elini kolunu sallayıp müdürün odasına yerleşip öğrenci sorgulayamaz. Kimlik göstermemeleri belki o anki yoğunluktan ya da devlet memuru ciddiyetinden kaynaklanmıştır ama senin kimliğini sormaları ve ifadeni almaları prosedürün bir parçası. Şikayetinle ilgili soruşturma başlatılmış ve senin ne bildiğini öğrenmeye çalışıyorlar. Yarın gittiklerinde de sakin ol ve bildiklerini olduğu gibi anlat, bu resmi bir süreç ve senin şikayetin ciddiye alınmış olduğunun bir göstergesidir.