Değerli öğretmenim ve sevgili arkadaşlarım, bugün sizlere dijital dünya ve çağımızın en büyük sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığı hakkındaki düşüncelerimden bahsedeceğim. Hepimizin cebinde dünyaya açılan bir kapı var; akıllı telefonlarımız. Sabah uyanır uyanmaz ilk yaptığımız şeyin yüzümüzü yıkamak yerine bildirimlerimizi kontrol etmek olduğunu söylersem sanırım çoğunuz bana hak vereceksiniz.
Teknoloji hayatımızı inanılmaz derecede kolaylaştırıyor, bilgiye ulaşmak artık saniyeler sürüyor, dünyanın öbür ucundaki bir olaydan anında haberdar olabiliyoruz. Ancak bu dijital dünyanın içinde kaybolurken gerçek dünyayı kaçırdığımızı düşünüyorum. Bazen bir kafede veya okul bahçesinde yan yana oturan arkadaşlar görüyorum, hiçbiri birbiriyle konuşmuyor, herkes kendi ekranına kilitlenmiş durumda. Yanımızdaki insanın gözlerine bakmak yerine sosyal medyada tanımadığımız insanların hayatlarını izlemeyi tercih eder hale geldik. Bu durum beni hem üzüyor hem de düşündürüyor.
Sürekli "çevrim içi" yani online olma hali, bir şeyleri kaçırma korkusu bizi ekranlara hapsediyor. Oyun oynarken, video izlerken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz ve o sırada ders çalışmak, kitap okumak ya da ailemizle vakit geçirmek gibi aslında bizi geliştirecek aktiviteleri erteliyoruz. Bence teknoloji bir araç olmalı, amaç değil. Telefonu elimize aldığımızda biz onu kullanmalıyız, o bizi kullanmamalı.
Bu konuşmayı yaparken teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkaralım demiyorum, bu zaten imkansız. Sadece o renkli ekranların arkasında akıp giden gerçek bir hayat olduğunu unutmayalım istiyorum. Biraz başımızı kaldırıp etrafımıza bakmak, sanal beğeniler yerine gerçek dostluklara önem vermek hepimize daha iyi gelecektir. Dijital dünyada kaybolmadan, teknolojinin efendisi olduğumuz günlerin artması dileğiyle, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.