Şimdiye kadar yazdıklarını derlediğim de, hayatının şu an istediğin gibi gitmediğini anlıyorum. Ama asıl büyük mücadeleyi kendi içinde verdiğini görüyorum. O havlu benzetmen gerçekten çok çarpıcıydı fakat lütfen kendini asla öyle görmene gerek yok. Sen bir eşya değilsin, bu dünyada bir fazlalık hiç değilsin. Annenin o anki öfkesi ve bağırması aslında seninle ya da o havluyla ilgili değil; muhtemelen kendi içindeki mutsuzluğun ve yıpranmışlığın bir dışa vurumu gibi geliyor bana. Her insan hayatın belli aşamalarında bir tükenmişlik engeliyle karşı karşıya kalabilirler. Kimi yardım ve destek alarak bu engeli aşmaya çalışır kimi de bu engelin altında kalarak bir çıkmazın içinde bocalayıp durur. Bu durum Yetişkinlerde de (Anne, Baba) bazen kendi dertlerini taşıyamayıp acısını en yakınlarındaki, en savunmasız kişilerden, yani çocuklarından çıkarabiliyorlar. Bu duruma maruz kalman senin kötü biri olduğunu veya işe yaramadığını göstermez, sadece onların kendi sorunlarıyla baş edemediğini gösterir. Peygamber Efendimizden örnek vererek ne kadar hassas düşündüğünü anlıyorum. Anne babaya iyi davranmak elbette çok önemli ama dinimiz adaleti de emreder; anne babanın da evladına merhametle yaklaşması gerekir. Senin içindeki niyeti, sabrını ve çektiğin acıyı Allah biliyor. O yüzden "öf" bile dememekten korkarken kendi vicdanını bu kadar hırpalamana gerek yok benim düşünceme göre. "Ben olmasam herkes daha mutlu olurdu" düşüncesi, tamamen şu an yaşadığın o yoğun duygu halinle ilgilidir. Sakın kendini bu argümana esir etme. Herkesin hayatta farklı bir mücadelesi ve zamanı vardır. Şu an senin öncelikli görevin sadece var olmak ve bu zorlu süreci atlatmaya çalışmak. Bu evdeki gergin ortam ve tartışmalar sonsuza kadar sürmeyecek. Büyüyeceksin, okulun bitecek ve kendi hayatını, kendi huzurlu yuvanı kurma şansın olacak. O zaman geldiğinde, şu an sana kendini değersiz hissettiren her şey geride kalmış olacak. Bilmiyorum sana tavsiyede bulunmak bana düşer mi? Ama sana tavsiyem bu zor günler elbette geçecek sana düşen sükuneti ve tevekkülü elden bırakmamaktır.