Şiirin dizelerine baktığımızda ilk iki dizede karşı dağların başındaki salkım salkım duran buluttan bahsedildiğini görüyoruz. Şiirdeki asıl önemli kısım ise üçüncü ve dördüncü dizelerde karşımıza çıkıyor. Şair bu dizelerde buluta seslenerek saçını çözüp kendisi için ağlayıp ağlamayacağını soruyor.
Şıkları bu durum üzerinden teker teker değerlendirmemiz gerekiyor. A seçeneğindeki istiare, bir kelimenin benzetme amacıyla başka bir kelimenin yerine kullanılmasıdır. B seçeneğindeki intak, insan dışındaki varlıkları konuşturma sanatıdır ancak burada bulut konuşmuyor, şair sadece ona bir soru yöneltiyor. C seçeneğindeki tenasüp, anlamca birbirine uygun kelimeleri bir arada kullanma sanatıdır, bu dörtlükte böyle belirgin ve zengin bir kelime grubu bulunmuyor. E seçeneğindeki benzetme ise aralarında ilgi bulunan iki şeyden zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir fakat burada bulut gibi bir varlık başka bir varlığa açıkça benzetilmemiş.
D seçeneğinde yer alan kişileştirme sanatı, insana ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara verilmesiyle yapılır. Şiirde buluta saçını çözmek ve ağlamak gibi tamamen insana özgü olan özellikler yüklenmiştir. Bulut adeta bir insanmış gibi düşünülerek ona insani duygular ve davranışlar atfedilmiştir. Şiirdeki dizelerde bulutun bir insan gibi saçlarını çözüp ağlaması istendiği için burada kişileştirme sanatının yapıldığını rahatlıkla görebiliriz. Bu değerlendirmeler ışığında sorunun doğru cevabı D seçeneği olan kişileştirme olacaktır.