Toplumda sıkça gördüğümüz ama yüzleşmesi en zor olan gerçeklerden birine değiniyorsun. İslam'ın ve gerçek kardeşliğin özü aslında insan hayattayken onun yanında olmak, düşmeden elinden tutmaktır. İnsanların Nazlı hayattayken ona yardım etmeyip kaybından sonra gözyaşı dökmesi dinin veya kardeşliğin bir gereği değil, tamamen insan psikolojisinin ve toplumsal zayıflıkların bir yansımasıdır. İnsanlar günlük telaşları, bencillikleri veya ciddi bir sorumluluk almaktan kaçınmaları nedeniyle yaşarken birine el uzatmayı ihmal edebiliyorlar. Ölüm gerçeğiyle aniden yüzleştiklerinde ise suçluluk duygusu, geç kalınmışlık hissi ve geri döndürülemez bir kayıp yaşamanın verdiği sarsıntıyla ağlamaya başlıyorlar. Bu durum çoğu zaman kişinin kendi vicdanını rahatlatma veya toplum içinde beklenen yas tepkisini verme çabasından kaynaklanıyor. Dinimiz komşusu açken tok yatmayı reddeden, sağken kıymet bilmeyi ve yardımlaşmayı emrederken, yaşanan bu çelişki insanların inandıklarını iddia ettikleri değerleri ne kadar eksik ve samimiyetsiz yaşadığını gösteriyor. Hayattayken esirgenen şefkatin ölümden sonra kalabalık bir yasa dönüşmesi haklı olarak bu derin hayal kırıklığını yaratıyor maalesef