Bu beytin veznini bulmak için öncelikle hecelerin açık yani kısa mı yoksa kapalı yani uzun mu olduğuna bakmamız gerekiyor. Sesli harfle biten heceler kısa hece olup nokta işaretiyle, sessiz harfle veya üzerinde şapka bulunan uzun sesli harflerle biten heceler ise uzun hece kabul edilip çizgi işaretiyle gösterilir. Aruz ölçüsünü bulurken dizelerdeki heceleri bu kurala göre ayırırız. Vezni tam olarak denkleştirmek için şiir okunuşunda ulama ve imale gibi aruz kurallarını uygulamamız gereken yerleri de tespit etmemiz gerekir.
Fuzuli'nin bu çok bilinen ve sevilen beytinin aruz kalıbı Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün şeklindedir. Şimdi bu kalıbı dizeler üzerinde takti yaparak, yani heceleri aruz duraklarına ayırarak gösterelim.
Birinci dizenin taktisi şu şekildedir: Pe rî şan hâ (Mefâîlün) / li nol dum sor (Mefâîlün) / ma dın hâ lî (Mefâîlün) / pe rî şâ nım (Mefâîlün). Bu dizede vezni oturtmak için iki önemli kural uyguluyoruz. İlk olarak "hâlin oldum" sözcükleri arasında sessiz harfle bitip sesli harfle başlayan bir durum olduğu için ulama yapıyoruz ve okunuşu "hâ-li-nol-dum" şeklinde birleştiriyoruz. Böylece "li" hecesi kısa, "nol" hecesi uzun oluyor ve kalıba uyuyor. İkinci olarak "hâl-i" tamlamasındaki "i" sesini aruz kalıbının üçüncü durağını tamamlamak için uzun okumamız gerekiyor, yani imale yapıyoruz ve o heceyi uzun hece değerine ulaştırıyoruz.
İkinci dizenin taktisi ise şu şekildedir: Ga mın dan der (Mefâîlün) / de düş tüm kıl (Mefâîlün) / ma dın ted bî (Mefâîlün) / ri der mâ nım (Mefâîlün). İkinci dizede herhangi bir ulama veya imale yapmaya gerek kalmadan hecelerin aruz kalıbıyla birebir eşleştiğini fark edebiliriz. "tedbîr-i" kelimesindeki tamlama eki olan "i" sesi, kısa hece olarak dördüncü kalıbın ilk hecesi olan "ri" kısmını oluşturuyor. Takti işlemini bu şekilde uyguladığımızda şiirin aruz vezniyle nasıl kusursuz bir ritim oluşturduğunu açıkça görebiliyoruz.