Eleştirinin etkili olması için her şeyden önce somut verilere ve gerçek gözlemlere dayanması gerekir. Birine sadece bir şeyin kötü olduğunu söylemek yerine tam olarak hangi kısmın neden yanlış olduğunu örneklerle açıklamak çok daha ikna edici olur. Eleştiri kişisel duygulardan veya öfkeden arındırılmalı ve tamamen ortadaki işe veya davranışa odaklanmalıdır. Eğer eleştiri mantıklı bir çerçeveye oturtulursa karşıdaki kişinin bunu kabul etmesi çok daha kolaylaşır. Aynı zamanda eleştirinin yapıcı bir amaca hizmet etmesi yani karşıdaki insanın daha iyiye gitmesini hedeflemesi şarttır. Sadece açık aramak veya birini kırmak için yapılan konuşmalar başarıya ulaşmaz. Bir diğer önemli temel ise dürüstlük ve tutarlılıktır. Söylenenlerin gerçekle bağdaşması ve daha önce belirlenmiş kurallara veya standartlara dayanması eleştirinin haklılığını artırır. Eleştiriyi yapan kişinin sadece sorunu söylemekle kalmayıp çözüm önerileriyle birlikte gelmesi de başarıyı getiren bir durumdur. Hatanın ne olduğu söylenip bir de nasıl düzeltebileceğine dair bir yol gösterildiğinde karşıdaki kişi kendini suçlanmış hissetmek yerine desteklenmiş hisseder. Saygı ve nezaket temeline oturtulan bir dil kullanıldığında eleştiri bir saldırı gibi değil bir gelişme fırsatı gibi algılanır. Bu da eleştirilen kişinin savunma yapmak yerine söylenenleri gerçekten anlamasını sağlar. Bilgiye dayalı, tarafsız ve iyileştirme amacı taşıyan geri bildirimler her zaman daha kalıcı sonuçlar doğurur.