Ses dalgalarının zemindeki ilerleme sürati, o zeminin ne kadar sağlam ve yoğun olduğu hakkında mühendislere doğrudan bilgi sağlar. Bir araziye bina yapılmadan önce sismik testler adı verilen yöntemlerle yerin altına titreşimler, yani düşük frekanslı ses dalgaları gönderilir ve bu dalgaların yayılma hızları ölçülür. Kayalık ve sert bir zeminde toprağı oluşturan tanecikler birbirine çok sıkı bağlı olduğu için ses dalgaları oldukça hızlı ilerler. Bu hızlı ilerleyiş, arazinin bina yükünü taşıyabilecek kadar sağlam olduğunu gösterir ve mühendisler bu alana standart temel sistemleriyle güvenle bina inşa edebileceklerini anlarlar.
Eğer ses dalgaları zeminde yavaş ilerliyorsa, bu durum zeminin gevşek, kumlu, killi veya yeraltı suyu ile dolu yumuşak bir yapıda olduğunu işaret eder. Gevşek zeminlerde tanecikler arasındaki boşluklar fazla olduğu için dalgaların enerjisini iletmek zorlaşır ve yayılma sürati düşer. Bu tür yumuşak zeminler, deprem sarsıntılarını daha şiddetli hissettirme ve binalara zarar verme riskine sahiptir. Mühendisler ses dalgalarının yavaş ilerlediğini tespit ettiklerinde, o araziye yapılacak binanın temelini çok daha güçlü tasarlamaları, sağlam tabakalara ulaşana kadar metrelerce derine beton kazıklar yerleştirmeleri gerektiğini öğrenirler. Yerin altına gönderilen ses dalgalarının hızı sayesinde, toprağı devasa iş makineleriyle kazmadan altındaki jeolojik yapının haritası çıkarılır ve binaların ne kadar dayanıklı bir tasarıma ihtiyaç duyduğu doğru bir şekilde planlanır.