Cumhuriyet Döneminin 1923 ile 1950 yılları arasındaki romanlarında toplumsal değişimler genellikle aydın ve halk arasındaki kopukluk veya Doğu ile Batı kültürleri arasındaki çatışmalar üzerinden işlenir. Bu dönemin en belirgin örneklerinden biri Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban adlı romanıdır. Romandaki ana karakter Ahmet Celal, Birinci Dünya Savaşı'nda kolunu kaybetmiş eğitimli bir aydındır ve Anadolu'da bir köye yerleşir. Ahmet Celal karakteri üzerinden yeni kurulan devletin değerleri ve Anadolu halkının yıllarca ihmal edilmişliği gözler önüne serilir. Ahmet Celal köylüleri aydınlatmak ve onlara milli mücadeleyi anlatmak isterken, köylüler onu bir yabancı gibi görür ve dışlar. Bu durum, o dönemde okumuş kesim ile halk arasındaki derin uçurumu ve toplumsal değişimin Anadolu'nun iç kesimlerine ne kadar zor ulaştığını çok açık bir şekilde gösterir.
Tiyatro metni incelemesine geçtiğimizde ise Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı oyunundaki Ali karakterinin psikolojik yapısı çok dikkat çekicidir. Ali aslında özünde çok temiz, sessiz, sakin ve sadece sevdiği kızla evlenip mutlu bir yuva kurmak isteyen biridir. Cinayet işlememiş masum biri olmasına rağmen hapishaneye düştüğünde çevresindekilerin onu bir kahraman gibi görmesi Ali'nin psikolojisini derinden etkiler. Başlangıçta bu durumu reddedip gerçeği söylemek istese de, dürüst davrandığında ezildiğini ve kimsenin ona inanmadığını fark eder. İçinde bulunduğu çaresizlik ve toplumdan saygı görme ihtiyacı onun psikolojik olarak bir savunma mekanizması geliştirmesine yol açar. Bu psikolojik baskı onun davranışlarına doğrudan yansır ve Ali hayatta kalabilmek için o naif kimliğini bir kenara bırakarak sert, acımasız ve racon kesen bir kabadayı rolü oynamaya başlar. Toplumun ondan beklediği bu sahte kimliği giymesi, insanın çevresel faktörler ve hayatta kalma içgüdüsüyle kendi öz benliğinden nasıl uzaklaşabildiğini gösterir.