Evet, adenin urasil ile kesinlikle eşleşebilir. Normalde DNA molekülünün o ünlü ikili sarmal yapısında adeninin karşısına hep timin geliyor. Fakat iş RNA moleküllerine ve hücre içindeki genetik bilgi akışına geldiğinde bu kural tamamen değişiyor.
Hücre, genetik şifresini kullanarak bir protein üretmek istediğinde öncelikle çekirdekteki DNA'nın ilgili bölümünün bir kopyasını çıkarmak zorunda kalıyor. Bizim transkripsiyon yani yazılma dediğimiz bu kopyalama işlemi sırasında, DNA üzerindeki şifre mRNA adını verdiğimiz mesajcı RNA'ya aktarılıyor. RNA molekülünün yapısında timin bazı bulunmadığı için, bu kopyalama sırasında DNA zinciri üzerindeki adenin nükleotidinin karşısına yeni üretilen RNA zincirinde her zaman urasil nükleotidi geliyor. Bu iki baz aralarında iki tane zayıf hidrojen bağı kurarak kusursuz bir şekilde eşleşiyorlar.
Bu eşleşme sadece sentez aşamasında kalmıyor, protein üretiminin ilerleyen kısımlarında da karşımıza çıkıyor. Üretilen bu mRNA çekirdekten çıkıp ribozom organeline bağlandığında, sitoplazmadaki uygun aminoasitleri taşıyan taşıyıcı RNA'lar yani tRNA'lar sürece dahil oluyor. Bu tRNA'lar ile mRNA arasındaki şifre okuma sürecinde de adenin ve urasil tekrar karşılıklı gelerek eşleşmeler yapıyor. Hatta RNA molekülleri sadece düz bir iplik halinde kalmayıp üç boyutlu yapılar kazanmak için kendi üzerlerine katlandıklarında bile bu eşleşme gerçekleşiyor. Örneğin tRNA'nın o meşhur yonca yaprağına benzeyen şeklini alırken kendi tek zinciri içindeki adenin ve urasiller birbirini bularak karşılıklı bağ kurabiliyor.
Tüm bu hücresel süreçlere geniş bir çerçeveden baktığımızda, adenin ve urasil eşleşmesinin genetik bilginin RNA'ya aktarılması ve oradan da proteinlere dönüştürülmesi için ne kadar temel bir kural olduğunu çok iyi anlıyoruz. Hücrenin dili olan bu şifreleme sisteminde, RNA dünyasının başrol oyuncularından biri kesinlikle adenin ve urasil arasındaki bu güçlü uyumdur.