Güneşin o göz kamaştırıcı parlak yüzeyinin, yani fotosferin ötesinde uzanan devasa atmosferini çıplak gözle göremememizin en büyük sebebi, bu parlaklığın atmosferin çok daha zayıf olan ışığını tamamen bastırmasıdır. Bilim insanları bu gizemli ve devasa katmanları, özellikle de kromosfer ve korona tabakalarını inceleyebilmek için oldukça zekice yöntemler ve gelişmiş teknolojiler kullanıyorlar. Geniş bir bilgi perspektifinden bakacak olursak, bu yöntemlerin en eskisi ve en doğalı tam güneş tutulmalarıdır. Ay, güneşin o parlak diskini tamamen kapattığında, milyonlarca kilometre uzaya yayılan inci beyazı rengindeki korona tabakası aniden görünür hale gelir ve bilim insanları bu kısa süreyi gözlem yapmak için değerlendirirler.
Ancak tutulmaları beklemek yerine kendi tutulmamızı yaratmak çok daha verimli bir yoldur. Bunun için teleskoplara takılan ve koronagraf adı verilen özel aletler geliştirilmiştir. Koronagraf, güneşin merkezinden gelen yoğun ışığı yapay bir disk ile engelleyerek, etrafındaki soluk atmosferin sürekli olarak izlenebilmesine olanak tanır.
Güneş atmosferi çok sıcak olduğu için yaydığı enerjinin büyük bir kısmı görünür ışık şeklinde değil, kızılötesi, ekstrem morötesi ve X-ışını gibi gözümüzün algılayamadığı farklı dalga boylarındadır. Dünya'nın atmosferi bu ışınların büyük bir kısmını engellediği için SDO, SOHO gibi uzay teleskopları doğrudan yörüngeye yerleştirilir. Bu uydular, güneş atmosferini farklı dalga boylarında fotoğraflayarak oradaki manyetik fırtınaları ve sıcaklık değişimlerini adım adım takip etmemizi sağlar.
Ayrıca spektroskopi dediğimiz tekniği kullanarak, güneşten gelen ışığı bir prizma sisteminden geçirip renklere ayırıyorlar. Bu renk spektrumunun içindeki karanlık veya parlak çizgilere bakarak atmosferde hangi elementlerin bulunduğunu, ne kadar sıcak olduklarını ve plazmanın ne hızla hareket ettiğini tam olarak okuyabiliyoruz.
Hatta son yıllarda işi bir adım daha ileri götürüp Parker Güneş Sondası gibi uzay araçlarını doğrudan güneşin korona tabakasının içine gönderdik. Bu araçlar, güneş atmosferine dokunarak oradaki parçacıkları, elektrik ve manyetik alanları yerinde ölçüyor. Milyonlarca kilometre uzaktan sadece ışığına bakarak tahmin yürüttüğümüz detayları bizzat o ortamda test etme şansı buluyoruz. Bütün bu gelişmiş mühendislik ve gözlem yöntemleri birleştiğinde görünmez olan güneş atmosferi, tüm dinamikleriyle gözlerimizin önüne seriliyor.