Güneşin yapısını öğrendiğimizde en çok şaşırdığımız konulardan biri bu sıcaklık farkıdır. Mantıken bir ısı kaynağından, yani güneşin çekirdeğinden uzaklaştıkça sıcaklığın düşmesini bekleriz. Nitekim çekirdekten yüzeye, yani fotosfere doğru geldiğimizde sıcaklık yavaş yavaş düşerek yaklaşık altı bin derece civarına iner. Ancak atmosferin en dış tabakası olan koronaya geçtiğimizde sıcaklık aniden bir ila üç milyon dereceye fırlar. Bu durum tıpkı yanan bir şömineden uzaklaştıkça havanın daha da ısınması gibi mantığa ters bir durumdur ve bilim dünyasında koronal ısınma problemi olarak bilinir.
Bu devasa sıcaklık artışının sırrı Güneş'in inanılmaz derecede güçlü ve karmaşık manyetik alanında gizlidir. Güneşin iç kısımlarında sürekli hareket eden plazma, çok güçlü manyetik dalgalar oluşturur. Alfven dalgaları adı verilen bu manyetik dalgalar, taşıdıkları devasa enerjiyi yüzeyde bırakmadan doğrudan atmosferin üst katmanlarına, yani koronaya kadar taşırlar. Koronaya ulaşan bu dalgalar enerjilerini serbest bırakarak oradaki seyrek gazı milyonlarca dereceye kadar ısıtırlar.
Bunun yanında nanopalama dediğimiz başka bir süreç daha bu ısınmaya büyük katkı sağlar. Yüzeydeki manyetik alan çizgileri sürekli birbirine dolanıp bükülür. Bu çizgiler gerilime dayanamayıp aniden kopup yeniden birleştiğinde nano patlama denilen sayısız küçük patlama meydana gelir. Bu patlamalar tek başlarına çok küçük görünseler de güneşin her yerinde sürekli ve milyonlarcası aynı anda gerçekleştiği için korona tabakasını devasa bir mikrodalga fırın gibi ısıtırlar. Koronanın yüzeyden daha sıcak olmasının temel nedeni, ısının çekirdekten ışımayla değil, doğrudan manyetik alanların yarattığı bu muazzam mekanik enerjiyle taşınmasıdır.