Geniş bir bilgi perspektifinden bakacak olursak, bu üç kavram aslında aynı büyük fiziksel tablonun farklı hareket durumlarını inceliyor. Elektrostatik, adından da anlaşılabileceği gibi duran veya uzayda sabit duran elektrik yüklerini inceliyor. Mesela kışın kazağımızı çıkarırken duyduğumuz çıtırtılar veya saçımıza sürttüğümüz bir balonun kağıt parçalarını çekmesi tamamen elektrostatiğin konusudur. Burada yükler sabittir, bir yerden başka bir yere sürekli bir akış yoktur ve sadece durgun yüklerin etrafında oluşturduğu elektrik alanları ile birbirlerini nasıl itip çektiklerine bakarız.
Elektrodinamik ise işin içine hareketin girdiği aşamadır. Elektrik yükleri bir telin içinde akmaya, yani hareket etmeye başladığında sadece elektrik alanı değil, aynı zamanda manyetik alan da yaratırlar. Elektrodinamik, bu hareketli yüklerin nasıl davrandığını, elektrik akımlarını, bu akımların manyetik alanlarla nasıl etkileşime girdiğini ve bu sayede elektrik motorları veya jeneratörler gibi sistemlerin nasıl çalıştığını açıklayan kısımdır. İşin içinde zamanla değişen akımlar ve sürekli hareket halinde olan elektronlar vardır.
Elektromanyetik teori ise bütün bunları tek bir çatı altında toplayan o en büyük ve birleştirici teoridir. James Clerk Maxwell'in çalışmalarıyla son halini alan bu teori, elektrik ve manyetizmanın birbirinden ayrı şeyler olmadığını, tek bir elektromanyetik kuvvetin farklı yüzleri olduğunu kanıtlar. Durgun yükler elektrostatiği, sabit hızla giden yükler elektrodinamiği oluştururken, ivmelenip hız değiştiren yükler uzayda elektromanyetik dalgalar, yani ışık yaymaya başlar. Elektromanyetik teori duran, sabit hızla giden veya ivmelenen bütün yüklerin davranışlarını evrensel kurallarla açıklayan o devasa ve kusursuz bütünün ta kendisidir.