16 kez görüntülendi
Genel kategorisinde tarafından
<span itemprop="name">Avrupa kolonizasyonunun amacı neydi?</span>

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Avrupalı devletlerin kolonizasyon faaliyetlerine girişmesinin arkasında tek bir neden değil, birbirini tetikleyen pek çok farklı amaç yatıyordu. Bu amaçları tarih derslerinde sıkça duyduğumuz üç temel kavrama, yani altın, Tanrı ve şan-şöhret üçlemesine dayandırarak çok daha rahat kavrayabiliriz. On beşinci yüzyıldan itibaren denizcilik teknolojisindeki gelişmelerin de yardımıyla yola çıkan Avrupalı kâşiflerin ve krallıkların zihninde yatan en büyük itici güç aslında tamamen ekonomik çıkarlar, inançlarını yayma arzusu ve diğer devletlere karşı üstünlük kurma rekabetiydi. Şimdi bu amaçların her birini tüm detaylarıyla ele alalım.

Yeni Ticaret Yolları ve Ekonomik Zenginlik

Ekonomik hedefler, sömürgeciliğin tartışmasız en büyük ve en önemli amacıydı. O dönemde Avrupa'nın doğudaki baharat, ipek ve diğer değerli tüketim mallarına olan ihtiyacı çok fazlaydı ancak Hindistan ve Çin'e giden geleneksel kara güzergahları olan İpek ve Baharat yolları Osmanlı İmparatorluğu ile Venediklilerin kontrolündeydi. Avrupalı devletler bu aracılara yüksek vergiler ödememek ve ticareti doğrudan kendileri yönetmek için yeni deniz yolları aramaya başladılar. Hedefleri Hindistan'a ulaşmaktı ama tesadüfen Amerika kıtasını keşfettiler.

Yeni toprakların keşfedilmesiyle birlikte ekonomik amaç da boyut değiştirdi. Artık sadece ticaret yolu bulmak değil, gittikleri yerlerdeki altın, gümüş gibi değerli madenleri ve Avrupa'da yetişmeyen şeker, tütün, pamuk gibi tarım ürünlerini elde etmek en büyük hedef haline geldi. O dönemin merkantilizm adı verilen ekonomik anlayışına göre bir devletin gücü sahip olduğu altın ve gümüş miktarıyla ölçülüyordu. Ülkeler zenginliklerine zenginlik katmak için sömürgelerin bütün yer altı ve yer üstü kaynaklarını acımasızca kendi merkezlerine taşımayı amaçladılar.

Dini Yayma ve İnanç Özgürlüğü Arayışı

İşin inanç boyutuna baktığımızda, dini yayma motivasyonunun da kolonizasyonda çok güçlü bir itici güç olarak kullanıldığını görüyoruz. Hıristiyanlığı dünyanın dört bir yanına yaymak, özellikle İspanyol ve Portekizli krallıklar için çok önemli bir misyon olarak görülüyordu. Kiliseler ve krallar, keşfedilen yeni topraklardaki yerli halkları Hıristiyanlaştırmayı kendilerine verilmiş kutsal bir görev sayıyorlardı. Beraberlerinde götürdükleri misyonerler aracılığıyla yerli halkların kendi inançlarını silip onları kültürel olarak asimile etmeyi hedeflediler.

Bununla birlikte Avrupa'nın kendi içindeki mezhep savaşlarından veya katı dini kurallardan kaçan bazı topluluklar da inançlarını özgürce yaşayabilmek için yeni kıtalara göç etmeyi amaçladı. Din hem yerlileri kontrol altına almak için kullanılan bir araç oldu hem de Avrupa'daki baskıdan bunalan sivil halk için yeni bir başlangıç sebebi haline geldi.

Siyasi Rekabet ve Ulusal Prestij

Siyasi güç ve milli itibar kazanma hırsı bu sürecin vazgeçilmez bir parçasıydı. Avrupa'da İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz ve Hollanda gibi devletler arasında çok büyük ve acımasız bir rekabet vardı. Bir devletin sınırlarını kendi kıtasının dışına taşıması, deniz aşırı devasa topraklara sahip olması ve haritada kendi bayrağını dünyanın her yerine dikmesi o devlete muazzam bir prestij kazandırıyordu. Daha fazla sömürgeye sahip olmak, daha büyük bir donanma kurabilmek, denizlerdeki askeri hakimiyeti elinde tutmak ve rakiplerine korku salmak demekti. Krallar ve kraliçeler tarihe isimlerini yazdırmak ve imparatorluklarının üzerinde güneş batmayan bir siyasi yapı kurmak amacıyla bu işgalleri bütün kaynaklarıyla desteklediler.

Nüfus Baskısı ve Sosyal Boşaltım Alanı İhtiyacı

Bütün bu büyük devlet politikalarının yanında, kolonizasyonun Avrupa'nın içindeki toplumsal sorunları hafifletmek gibi pratik bir amacı da bulunuyordu. Avrupa'da tarım devrimi ve şehirleşme ile birlikte nüfus hızla artıyor, tarım alanları yetersiz kalıyor, işsizlik ve yoksulluk giderek büyüyordu. Devletler, kendi içlerindeki yoksul kesimi, topraksız köylüleri, maceraperestleri ve bazen de hapishanelerdeki mahkumları yeni keşfedilen bu topraklara gönderdiler. Bu sayede hem kendi ülkelerindeki nüfus baskısını ve olası isyan risklerini azaltmayı amaçladılar hem de sömürgelerde tarım veya madencilik için ihtiyaç duyulan insan gücünü sağlamış oldular. Böylece koloniler, Avrupa'nın taşıyamadığı fazla nüfusu aktardığı devasa sosyal yaşam alanlarına dönüştü.


Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...