Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Ankara'da bir banka çalışanı dokuz odalı bir apartman dairesine taşınır. Bu daire, köy muhtarının oğlu olan Ayaşlı İbrahim Bey tarafından devletten kiralanmıştır ve çeşitli sebeplerle Ankara'ya gelenler için oda kiralanmaktadır. Adeta bir pansiyon olarak değerlendirilebilecek bu yerde birçok insan birlikte yaşar. Anlatıcı rolünü üstlenen banka çalışanı, tesadüfen taşındığı bu yerde yaşayan insanları ve tanık olduğu olayları anlatır.
Anlatıcı, burada yaşayan insanları tanıdıkça, ortamda dedikodu, çıkarcılık, bencillik, sorumsuzluk, para ve kumar düşkünlüğünün hâkim olduğunu fark eder ve bu durumdan rahatsızlık duyar. Dairede kalanların çoğu, yatılılardan Turan Hanım’ın odasında toplanıp kumar oynar ya da kumar oynayanları izler. Kumarda başı çekenler Turan Hanım, İskender Bey ve İffet Hanım’dır; diğerleri ise onlara para kaptırır. Turan Hanım apartmanın merkezi haline gelirken, İffet Hanım da bir salon kadınına dönüşür. Turan, işi büyütüp başka bir yerde kumarhane kurar; İffet ise pansiyondaki kumarhaneyi işletmeye devam eder, ancak dışarıdan kumar oynamaya gelen birisiyle ilişkisi olunca bu işi yürütemez. Pansiyonun hizmetçisi Halide de gayri meşru bir ilişkiden hamile kalır ve çocuk doğurmaya karar vererek pansiyondan ayrılır. Pansiyonda yaşayanlar, ölüm, cinayet, tutuklama ve boşanma gibi sebeplerle dağılırken, anlatıcı, Ayvalık’ta yaşayan pansiyonerlerden biri olan Hasan Bey’in kızı Selime ile mutlu ve saygın bir evlilik yapar. Birlikte Adana’ya giderler. Ayaşlı, daireyi devletten yeniden kiralamaktan vazgeçer; kocası tarafından terk edilen Faika Hanım ile başka bir eve taşınır. Ayaşlı, kısa bir süre sonra ölür ve daha önce felç geçirip vefat eden Hasan Bey’in yanına defnedilir.