Türkiye’nin 1932 yılında Milletler Cemiyetine üye olması, Türk dış politikasının barışçı ve çok yönlü ilkesiyle ilgilidir. Türkiye, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Lozan Antlaşması ile bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumuş, ancak Milletler Cemiyeti’ne üye olamamıştır. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası alanda yalnızlaşmasına ve güvenlik sorunları yaşamasına neden olmuştur. Atatürk, Türkiye’nin barışçı bir devlet olarak dünya milletleriyle iş birliği yapmasını ve uluslararası hukuka saygılı olmasını istemiştir. Bu amaçla, Türkiye’nin Milletler Cemiyetine üye olması için girişimlerde bulunmuştur. 1932 yılında, Milletler Cemiyeti Konseyi’nde yapılan oylamada, Türkiye’nin üyeliği oy birliğiyle kabul edilmiştir. Bu olay, Türkiye’nin uluslararası toplumda saygın bir konuma gelmesini ve çok yönlü dış politika izlemesini sağlamıştır. Türkiye, Milletler Cemiyetine üye olduktan sonra, Balkan Antantı, Sadabat Paktı gibi bölgesel iş birliği anlaşmalarına katılmış ve Avrupa ile ilişkilerini geliştirmiştir. Ayrıca, Milletler Cemiyeti’nin faaliyetlerine aktif olarak katılmış ve barışın korunması için çaba göstermiştir.