Bir tarlanın sadece verimli olması, yani su kaynağına yakın bulunması o tarladan iyi bir ürün almak için temel bir gerekliliktir. Ancak bu atasözünde vurgulanan asıl nokta, bir işin sadece teknik şartlarının iyiliği ile yetinmemek gerektiğidir. Eğer bir tarlayı evimize yakın bir yere kurarsak, o tarlaya gözümüz gibi bakabilir, yabani otlarını zamanında temizleyebilir, zararlılara karşı hemen önlem alabilir ve en küçük değişimleri anında fark edebiliriz. Yani işin başında durmak, ona her an müdahale edebilecek kadar yakın olmak, işin verimini ve kalitesini doğrudan artırır.
Bu durumu bir öğrenci olarak okul çalışmalarımıza veya geliştirdiğimiz projelere benzetebiliriz. Bir projeyi yaparken sadece en iyi yazılım dillerini veya en güçlü donanımları kullanmak, yani tarlanın suya yakın olması gibi teknik şartları yerine getirmek önemlidir. Fakat asıl başarı, o projeye sürekli vakit ayırıp onu kendi denetimimizde tutabildiğimiz zaman gerçekleşir. Eğer bir işe ulaşmak, üzerinde çalışmak veya sorun çıktığında müdahale etmek için çok vakit kaybediyorsak, o işin başında yeterince duramıyoruz demektir. Dolayısıyla en iyi olanaklara sahip olmak kadar, o olanakları yönetebilecek yakınlıkta ve kolaylıkta bir konumda bulunmak da başarının anahtarıdır. Bu atasözü bize, sahip olduğumuz imkanları verimli kullanmanın, onu yakından takip edip emeğimizi üzerinde yoğunlaştırmaktan geçtiğini hatırlatır.