Etliye sütlüye karışmamak deyimi Türkçede toplumsal ilişkilerde, günlük hayatta ve bireysel tercihlerde sıkça karşımıza çıkan köklü kalıplardan biridir. Bu deyimin kökeni ve kullanım alanları incelendiğinde arkasındaki toplumsal ve psikolojik arka plan daha net anlaşılır.
Geçmişte insanların günlük geçim kaynakları arasında et ve süt gibi temel gıda maddelerinin ticareti, paylaşımı veya ortak üretimi önemli bir yer tutardı. Bu tür hassas ve paylaşıma dayalı işler genellikle anlaşmazlıklara, komşuluk tartışmalarına veya anlaşmazlık ihtimallerine açık alanlardı. Bu tür çekişmeli konulardan uzak durmayı seçen kişilerin zamanla bu deyimle anıldığı düşünülmektedir.
Günlük hayatta bu tutumu benimseyen insanlar genellikle huzurlarını bozacak her türlü tartışmadan, kavgadan veya taraf tutma zorunluluğundan kaçınırlar. Bir anlaşmazlık çıktığında ya sessiz kalırlar ya da oradan uzaklaşmayı tercih ederler. Bu durum bazen olumlu bir barışçıl yaklaşım olarak değerlendirilirken bazen de sorumluluk almaktan kaçınma, olaylar karşısında duyarsız kalma veya pasif bir tutum sergileme olarak eleştirilebilir. Kişinin kendi kabuğuna çekilmesi ve çevresindeki çalkantılardan etkilenmemek adına bilinçli bir mesafe koyması bu davranışın temel motivasyonudur.