Zindan kesilmek deyimi, bir yerin, bir odanın veya bulunulan çevrenin ani bir şekilde aşırı derecede karanlık, sessiz, ıssız ve insana korku verecek kadar bunaltıcı bir hale gelmesini ifade eder. İnsanın içinde bulunduğu ortamın neşeyle ve canlılıkla dolu iken birdenbire kararıp adeta bir hapishaneyi veya yeraltı zindanını andırmasını ve bu durumun insanda büyük bir sıkıntı yaratmasını anlatmak için kullanılır.
Bu ifadenin temelinde insan psikolojisinin karanlık ve yalnızlıkla olan ilişkisi yatar. Zindan kelimesi tarih boyunca cezalandırılan insanların kapatıldığı, güneş görmeyen, soğuk, karanlık ve ürkütücü yerleri simgelemiştir. İnsanlar aydınlık, hareketli ve güvenli ortamlarda huzurlu hissederler; ancak çevrelerindeki ışık kaybolduğunda, sesler kesildiğinde ve etraf ürkütücü bir sessizliğe büründüğünde o yer gözlerinde bir zindana dönüşür. Ortamdaki bu ani değişim kişinin ruh halini de doğrudan etkiler ve içine bir daralma, korku ya da yalnızlık hissi düşer.
Günlük hayatta bu ifade genellikle kalabalık ve neşeli bir evin herkesin gitmesiyle veya lambaların sönmesiyle aniden sessizleşip karanlığa gömülmesi durumunda, ya da çok sıkıntılı ve bunaltıcı bir haber alındığında çevrenin insana dar gelmeye başladığı anlarda dile getirilir. Hayatın neşesini ve aydınlığını kaybedip geriye sadece kasvetli bir yalnızlığın kaldığı durumları en çarpıcı şekilde özetleyen bir benzetme olarak tercih edilir.