Yolunu kaybetmek deyimi hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılır. İlk olarak gerçek anlamından bahsedeyim. Diyelim ki kamp yapmak için ormana gittik ve pusulamız ya da haritamız yanımızda yok. Hangi yöne gideceğimizi bilemediğimizde ve kaybolduğumuzda fiziksel olarak yolumuzu kaybetmiş oluruz. Ormanda gezinirken hava birden kararınca yolumuzu kaybettik cümlesi buna çok net bir örnektir. İkinci ve günlük konuşmalarda daha sık karşımıza çıkan kısmı ise mecaz anlamıdır. Hayatı uzun bir yolculuk olarak düşünürsek, bu yolda bazen insanlar belirledikleri hedefleri veya inandıkları doğruları unutabiliyorlar. Mesela okulda çok çalışan ve dürüst olan bir arkadaşımız, kötü niyetli insanlara uyup derslerini boşlamaya ve çevresine zarar vermeye başlarsa onun için yolunu kaybetti diyebiliriz. Yani bir kişi ahlaki değerlerinden, iyi niyetinden veya yaşam amacından uzaklaşıp yanlış işlere sürüklendiğinde bu deyimi kullanıyoruz. Eskiden çok yardımsever biriydi ama aniden zenginleşince yolunu kaybetti gibi bir cümleyle de bu durumu tam anlamıyla ifade edebiliriz.