231 kez görüntülendi
Türkçe kategorisinde tarafından
<span itemprop="name">Defterinize hayali unsurlara da yer vererek dürüstlüğün önemini anlatan bir hikâye yazınız. Yazınızda serim, düğüm ve çözüm bölümlerine dikkat ediniz. Hikâyenizi yazarken “de” ve “ki”lerin yazımına dikkat ediniz. Hikâyenizi bitirdikten sonra gözden geçirerek yazım ve noktalama yanlışlarınız varsa bunları düzeltiniz. Hikâyenizi arkadaşlarınıza okuyunuz.</span>

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Hikaye - 1

Bir zamanlar, bir kralın çok güzel bir kızı vardı. Kızın adı Leyla idi. Leyla, çok akıllı, çalışkan ve dürüst bir kızdı. Babası onu çok seviyordu ve ona her istediğini veriyordu. Ancak, Leyla'nın bir sorunu vardı. O da, çok yalnız hissediyordu. Çünkü, babası ona uygun bir eş bulamıyordu. Babası, kızını ancak kendisi gibi akıllı, çalışkan ve dürüst olan biriyle evlendirmek istiyordu.

Bir gün, babası Leyla'ya dedi ki: "Kızım, artık seni evlendirmek istiyorum. Ama senin gibi değerli bir kızı ancak hak eden biriyle evlendireceğim. Bu yüzden, sana bir sınav yapacağım. Bu sınavda, sana üç tane altın elma vereceğim. Bu elmaların içindeki tohumları sayman gerekecek. Ancak, bunu yaparken hiç kimseye söylemeyecek ve hiç kimseye göstermeyeceksin. Eğer bu sınavı başarırsan, senin gibi akıllı, çalışkan ve dürüst olan bir damat adayını sana getireceğim."

Leyla, babasının sözlerine sevindi ve sınavı kabul etti. Babası ona üç tane altın elma verdi ve onu odasına gönderdi. Leyla, odasına gitti ve kapısını kilitledi. Sonra, elmaların birini eline aldı ve bıçağıyla yararak içindeki tohumları saymaya başladı.

Bu sırada, sarayın bahçesinde dolaşan bir prens vardı. Prens, kralın komşu ülkenin oğlu idi ve kralın misafiri olarak saraya gelmişti. Prens, çok yakışıklı, cesur ve zengin biriydi. Ama aynı zamanda çok kibirli, tembel ve yalancıydı. Prens, sarayda kendisine uygun bir eş arıyordu. Ama hiçbir kız onun beğenisini kazanamamıştı.

Prens, bahçede dolaşırken Leyla'nın odasının penceresini gördü. Pencereden içeri baktığında Leyla'yı gördü ve ona aşık oldu. Çünkü Leyla çok güzeldi. Prens, Leyla'ya seslenmek istedi ama Leyla onu duymadı. Çünkü Leyla elmaların tohumlarını saymaya dalmıştı.

Prens, Leyla'nın elindeki altın elmaları da gördü ve çok merak etti. Prens, elmaların neden altın olduğunu ve içinde ne sakladığını bilmek istedi. Prens, Leyla'nın odasına girmek için bir yol aradı ama kapının kilitli olduğunu gördü.

Prens, kapının yanındaki duvara tırmandı ve pencereden içeri girdi. Leyla, prensin geldiğini fark etmedi. Prens, Leyla'nın yanına sessizce yaklaştı ve elindeki elmaların ne olduğunu sordu.

Leyla, prensin sesini duyunca çok şaşırdı ve korktu. Çünkü babası ona kimseye söylememesi gerektiğini söylemişti. Leyla, prense dedi ki: "Bu elmalar benim babamın bana verdiği bir sır. Sana söyleyemem."

Prens, Leyla'nın sözlerine inanmadı ve ısrar etti. Prens dedi ki: "Bana söylemezsen çok üzülürüm. Ben seni çok seviyorum ve seninle evlenmek istiyorum. Ama bunun için elmaların sırrını bilmem gerekiyor. Eğer bana söylersen, seni mutlu edeceğim. Ama söylemezsen, seni terk edeceğim."

Leyla, prensin sözlerine kanmadı ve direndi. Leyla dedi ki: "Sen beni sevmiyorsun. Sadece elmaların sırrını öğrenmek istiyorsun. Eğer beni gerçekten sevseydin, elmaların sırrını bilmene gerek olmazdı. Ben babama söz verdim ve kimseye söylemeyeceğim."

Prens, Leyla'nın sözlerine çok sinirlendi ve ona saldırdı. Prens, Leyla'nın elindeki elmaları almaya çalıştı. Ama Leyla, elmaları bırakmadı ve prense karşı koydu.

Bu arada, babası Leyla'nın odasından gelen sesleri duydu ve kapıya koştu. Babası, kapıyı açtığında prensin Leyla'ya saldırdığını gördü ve çok öfkelendi. Babası, prensi yakaladı ve onu saraydan kovdu. Babası, Leyla'ya sarılarak onu teselli etti.

Babası dedi ki: "Kızım, sen çok cesur ve dürüst bir kızsın. Elmaların sırrını kimseye söylemedin ve onları korudun. Senin gibi bir kızı ancak hak eden biriyle evlendireceğim. Bu yüzden, sana bir sürprizim var. Elmaların içindeki tohumlar aslında değerli taşlardır. Bu taşlar senin çeyizindir. Ve senin için seçtiğim damat adayım da buradadır."

Babası, Leyla'ya bir genç adam gösterdi. Genç adam, kralın baş danışmanının oğlu idi ve adı Emre idi. Emre, çok akıllı, çalışkan ve dürüst biriydi. Ayrıca Leyla'yı uzun zamandır seviyordu ama bunu söyleyememişti.

Leyla, Emre'yi görünce çok mutlu oldu. Çünkü Emre'yi tanıyordu ve ona saygı duyuyordu. Leyla, babasına teşekkür etti ve Emre'yi kabul etti.

Böylece, Leyla ve Emre evlendiler ve mutlu bir hayat sürdüler.

Hikaye - 2

Bir zamanlar, çok uzak bir ülkede, sihirli bir ayna vardı. Bu ayna, yalan söyleyen herkesi ortaya çıkarıyordu. Aynaya bakan kişi, yalan söylediğinde, ayna onun yüzünü çirkinleştiriyor, doğru söylediğinde ise güzelleştiriyordu.
Bu ülkede yaşayan bir kral vardı. Kral, çok zengin ve güçlüydü, ama çok da kibirliydi. Kendisinden başka kimseyi önemsemiyor, herkesi küçümsüyordu. Kralın tek oğlu vardı. Oğlu, babasının tam tersiydi. Çok nazik ve dürüsttü. Herkes onu seviyor, ona saygı duyuyordu.
Bir gün, kralın sarayına bir elçi geldi. Elçi, sihirli aynayı getirmişti. Elçi, krala şöyle dedi:
- Bu ayna, yalan söyleyen herkesi ortaya çıkarır. Eğer siz de dürüstseniz, aynaya bakın ve kendiniz görün.
Kral, kendinden emindi. Aynaya baktı ve şaşırdı. Ayna, onun yüzünü çirkinleştirmişti. Kral çok sinirlendi. Elçiyi kovdu ve aynayı da oğluna verdi.
- Bu ayna senin olsun. Belki sen daha dürüstsündür.
Oğlu da aynaya baktı ve sevindi. Ayna, onun yüzünü güzelleştirmişti. Oğlu babasına teşekkür etti ve aynayı odasına götürdü.
Aradan zaman geçti. Kral hastalandı ve öldü. Oğlu tahta çıktı ve yeni kral oldu. Yeni kral, ülkesini adaletle yönetti. Her zaman doğruyu söyledi ve halkını mutlu etti. Aynası da hep yanındaydı.
Böylece, dürüstlüğün önemi anlaşıldı.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...